KCK’den Meclis raporuna tepki: Adı konulmayan sorun çözülmez
Meclis bünyesinde kurulan ‘Milli Dayanışma Komisyonu’nun raporuna ilişkin açıklama yapan KCK, raporda "Kürt sorunu" ifadesinin kullanılmamasını eleştirdi. PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırdığının hatırlatıldığı açıklamada, sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın "özgür çalışma koşullarına" sahip olması gerektiği vurgulandı.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Meclis bünyesinde oluşturulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" tarafından 19 Şubat 2026 tarihinde açıklanan sonuç raporuna ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Kürt sorununun çözümü için 1993’ten bu yana süregelen arayışların yeni bir aşamaya geldiği belirtilerek, Meclis raporundaki "temel yanlış ve eksikliklere" dikkat çekildi.
"Sorunun adı konulmadan çözülemez"
Komisyonun hazırladığı raporda "Kürt sorunu" ifadesinin bilinçli olarak kullanılmadığını savunan KCK, şu değerlendirmede bulundu:
"Raporda Kürt sorununun adı konulmuyor. Bir sorunun adı konulmadan çözülmesi mümkün değildir. Raporda sorunun kök sebeplerinden söz ediliyor ancak bu sebepler ortaya konulmuyor. Türkiye’nin 100 yıllık çıkmazı budur; sebeplerle değil, sonuçlarla uğraşılıyor. Kürt inkarı hukuki ve siyasi olarak sürdürülmek isteniyor. Kürt sorunu dememek için ısrarla ‘terör sorunu’ kavramı kullanılıyor."
"PKK silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldı"
Sürecin tarihsel arka planına değinilen açıklamada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’teki çağrısı ve ardından 27 Şubat’ta İmralı’da yapılan "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" hatırlatıldı.
KCK, PKK’nin 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde yaptığı 12. Kongresi’nde örgütsel yapısını feshettiğini ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldığını belirterek, "PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin durdurulması ile birlikte hukuki ve siyasi gerekliliklerin devlet tarafından yerine getirilmesi aşamasına geçilmiştir" ifadesini kullandı.
"Silahları bırakın gelin demek onur kırıcıdır"
Raporda yer alan "silah bırakma ve eve dönüş" başlıklarına da değinen KCK, bunun basit bir pişmanlık yasası çerçevesinde ele alınamayacağını savundu:
"Bizler herhangi bir birey değiliz. ‘Silahları bırakın eve dönün’ demek onur kırıcı bir yaklaşımdır. Önemli olan, bu insanların demokratik siyaset yapıp yapamayacağıdır. Kürt sorununun çözümü için mücadele edenlerin cezaevine atılmayacağı bir siyasal ortam güvence altına alınmalıdır. Silahların tümden bırakılması; düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ile demokratik entegrasyonun sağlanmasına bağlıdır."
"Öcalan özgür olmalı ve resmi muhatap alınmalı"
Açıklamanın sonunda, sürecin tıkanmaması için Abdullah Öcalan’ın rolüne vurgu yapıldı. Öcalan’ın bir yıldır "özgür çalışma koşullarına" sahip olmamasının ilerlemeyi engellediği savunularak şu çağrı yapıldı:
"Devlet, fiili olarak kabul ettiği muhataplığı resmi olarak da kabul etmeli ve Öcalan’ın rolünü yerine getirmesi için özgür çalışma koşullarını sağlamalıdır. Bu yapılmadığı takdirde devletin çözüm politikası inandırıcı olmaz. Barış ve demokratik toplum sürecinin sonuç vermesi için Öcalan’ın herkesle görüşme ve konuşma imkanı sağlanmalıdır."
KCK son olarak, Kürt sorununun çözümünün sadece devletin insafına bırakılmaması gerektiğini belirterek, tüm demokrasi güçlerini ve halkı sürece sahip çıkmaya çağırdı.