PKK, Öcalan’ın çağrısıyla “tarihi adım”a hazırlandığını açıkladı

PKK, Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve 12. Kongre kararları doğrultusunda yarın yeni bir “tarihi adım” açıklayacak. Açıklamanın, DEM Parti heyetinin Erdoğan ve Öcalan’la yapacağı görüşmeler öncesine denk gelmesi dikkat çekti.

PKK, Öcalan’ın çağrısıyla “tarihi adım”a hazırlandığını açıkladı

PKK’ye yakınlığıyla bilinen Rojnews sitesinin “güvenilir kaynaklara” dayandırdığı habere göre, örgüt Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve PKK’nin 12. Kongre kararları çerçevesinde yarın yeni bir “tarihi adım” atacak.

Söz konusu kaynaklar, PKK’lilerin atacakları adımı bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuracaklarını bildirdi.

Bu açıklamanın zamanlaması, dikkatleri yeniden Türkiye’deki barış süreci tartışmalarına çevirdi. Zira adımın, DEM Parti İmralı heyetinin 28 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmenin hemen öncesine denk gelmesi, sürecin eşgüdümlü yürütüldüğü yorumlarını beraberinde getirdi. Heyetin ayrıca 30 Ekim’de İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşmesi bekleniyor.

Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK daha önce 11 Temmuz’da sembolik bir tören düzenlemiş, bu törende KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat (Hülya Oran) ve beraberindekiler “silahlarını yaktıklarını” açıklamıştı.
Yarın duyurulacak adımın, bu sürecin devamı ve örgütün silahlı mücadele dönemini geride bırakma iradesinin bir parçası olabileceği değerlendiriliyor.

Kulislerde, ikinci adımın dağdan bir grubun inmesi yönünde olacağı iddia ediliyor. Ancak sürecin içeriği ve somut adımların neler olacağına ilişkin resmi bir doğrulama bulunmuyor.

Analiz / Değerlendirme: “Beklentiler, belirsizlikler ve silahsızlanma sürecinin zorlukları”

PKK’nin, Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda yarın açıklayacağı “tarihi adım”, örgütün uzun süredir gündeminde olan silahsızlanma sürecinin ikinci evresi olarak değerlendiriliyor. 11 Temmuz’da yapılan sembolik “silah yakma töreni” örgütün siyasi çözüm sürecine hazırlık mesajı olarak yorumlanmıştı.
Ancak aradan geçen üç ayda, PKK’nin fiili eylemsellik düzeyinde tam bir durma yaşanmadı. Türkiye’nin güneydoğusunda ve Kuzey Irak’ın kırsal bölgelerinde, özellikle son haftalarda düşük yoğunluklu çatışma ve karşılıklı operasyonlar sürdü.

Bu tablo, örgütün sahadaki tüm unsurlarını “tam bir ateşkes çizgisine” çekemediğini gösteriyor.
Dolayısıyla yarınki açıklama, sadece sembolik değil, pratik bir adım olarak da büyük önem taşıyor.
Eğer duyurulacak adım örgütün dağ kadrosundan bir grubun Türkiye’ye inişi ya da fiili eylem durdurma taahhüdü şeklinde olursa, bu durum sürecin güvenilirliği açısından yeni bir sayfa anlamına gelebilir.

Ancak örgütün önünde ciddi bir sınav var:

  • Birincisi, silahsızlanmanın kurumsal ve uluslararası güvencelere bağlanmaması, sürecin geçmişteki gibi “yarım kalma” riskini barındırıyor.

  • İkincisi, PKK içindeki farklı kanatlar arasında stratejik görüş ayrılıklarının sürdüğü biliniyor. Bu da alınacak kararın tüm sahaya yansıtılmasını zorlaştırabilir.

  • Üçüncüsü, Erdoğan hükümetinin gerçek niyetine dair kuşkular güçlü. Geçmişteki barış girişimlerinde olduğu gibi, bu sürecin de bir seçim veya dış politika manevrasına dönüşmesi ihtimali konuşuluyor.

Öte yandan, örgüt üzerindeki toplumsal ve bölgesel baskı da artıyor.
Rojava’dan Kandil’e kadar geniş bir alanda halk, artık savaş değil çözüm görmek istiyor.
Yarınki açıklama bu nedenle yalnızca PKK açısından değil, Kürt hareketinin bütünü için bir samimiyet testi niteliği taşıyor.

Sonuç olarak, hem Ankara’da hem Kandil’de herkesin sorduğu soru aynı:
Bu açıklama, yeni bir barış sürecinin kapısını mı aralayacak, yoksa geçmişteki gibi belirsizliklerle dolu bir beklenti dalgası mı yaratacak?