PSK: ‘Halep’te soykırım yapılıyor, inkar politikasından vazgeçilmeli’

PSK: ‘Halep’te soykırım yapılıyor, inkar politikasından vazgeçilmeli’

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi, 11 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirisini kamuoyuyla paylaştı. Ortadoğu, İran ve Türkiye’deki gelişmelere dair tespitlerin yer aldığı bildirgede; Halep’teki saldırılar "soykırım" olarak nitelendirilirken, Türkiye’ye de "Kürt karşıtı politikalardan vazgeçme" çağrısı yapıldı.

PSK Parti Meclisi, bölgesel ve yerel gelişmeleri değerlendirmek üzere toplandı.

Toplantı sonrası yayınlanan bildirgede, Ortadoğu’da 100 yıl önce kurulan statükonun “artık sürdürülemez” olduğu vurgulanarak, Kürt halkının ulusal demokratik haklarının tanınmasının bölgesel barış için zorunlu olduğu ifade edildi.

Suriye’deki gelişmelere geniş yer verilen bildirgede, şu ifadelere yer verildi:

“Suriye’de Baas rejiminin yıkılmasından sonra Şam’da kontrolü ele geçiren IŞİD artığı cihadist güçler geçen yıl Alevi ve Dürzi’lere karşı gerçekleştirdikleri katliamların ardından bu kez Halep’te Şeyh Meksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan Kürtlere karşı vahşi yöntemlere başvurmuştur. Ağır silah, top ve tanklarla yapılan saldırılarda Halep’teki Kürt mahallelerinde yüzlerce sivil, kadın çocuk katledilmiş, 200 binden fazla Kürt yerlerinden çıkartılarak göçe zorlanmıştır. Halep’te yaşayan Kürtlere yapılanlar gerçek anlamda bir soykırımdır ve insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Halkımıza karşı gerçekleştirilen insanlık dışı uygulamaları şiddetle kınıyoruz.

Öte yandan Halep’te Kürtlere karşı girişilen katliama karşı uluslararası güçlerin sergilediği sessizlik tam anlamıyla utanç vericidir. Türkiye ise izlediği politikayla Halep’teki sivil Kürtlere yapılan saldırı için Şam’daki cihadist yönetimi teşvik edip cesaretlendirmiştir. Biz, Kürt karşıtı bu tutumu şiddetle mahkum ediyoruz.

Bütün bu gelişmelerin gösterdiği gerçek şudur; Suriye’de Kürtler, Aleviler, Dürziler, Hıristiyanlar olmak üzere bütün etnik ve dini kesimleri kapsayan çoğulcu, demokratik, federal bir sistem kurulmadan bu ülkede barış ve istikrarın inşası mümkün değildir.

Suriye’de kapsayıcı, çoğulcu, demokratik bir sistemin kuruması için uluslararası kurumlara ve Suriye’de etkili ülkelere görev düşmektedir.

Rojava’da Kürtlerin özgürlüğe ve siyasi statüye kavuşması için buradaki Kürt tarafların birlik halinde ve ortak bir strateji etrafında hareket etmeleri son derece önemlidir.”

"İran’da rejim çaresizlik içinde"

Bildiride Ortadoğu’daki diğer kriz merkezi olan İran’daki gelişmelere de geniş yer ayrıldı.

2022 yılında Jina Emini’nin katledilmesiyle başlayan direnişin bugün Rojhilat ve İran geneline yayıldığını ifade eden PSK yönetimi, halkın özgürlük ve adalet taleplerinin meşru olduğunun altını çizdi.

Rejimin bu taleplere idam ve katliamlarla cevap vermesinin bir "çaresizlik göstergesi" olduğunu vurgulayan parti, özgürlük mücadelesi veren İran halklarına tam destek verdiklerini ilan etti.

Açıklamada, “Sivil halka karşı başvurulan katliamlar mevcut rejimin çaresizliğini göstermektedir. Ülkenin kaynaklarını savaş ve silaha ayıran, halkı yoksulluğa mahkûm ederek onun özgürlük taleplerini idamlarla bastıran İran’daki çağdışı rejim miadını doldurmuştur” ifadelerine yer verildi.

“Türkiye Kürt karşıtı politikasını terk etmelidir”

Türkiye’deki Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan PSK, PKK’ye silah bıraktırma sürecindeki belirsizliği eleştirdi.

Meselenin barışçıl çözümü için asgari demokratik adımların dahi atılmadığı belirtilen bildirgede şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’ de ise Kürt karşıtlığı üzerine kurulu şiddet ve çözümsüzlük anlayışı hala devam etmektedir. Bölgedeki gelişmelerin etkisiyle gündeme getirilen PKK’ye silah bıraktırma süreci belirsizliğini korumaktadır. Kürt meselesinin barışçıl ve eşitlikçi çözümü bir yana, asgari demokratik adımlar bile atılmamaktadır. Silah bırakanların dönüşü için gerekli yasal ve hukuki düzenlemeler konusunda gerekli düzenlemeler yapılmamaktadır.

Bir daha altını çizmek isteriz ki Türkiye’nin yaşadığı ekonomik, siyasal ve toplumsal bütün krizlerin temelinde Kürt meselesinde izlenen inkar ve şiddet politikası yatmaktadır. Kürt halkının ulusal demokratik haklarının gasp edildiği Türkiye’de barış, demokrasi ve istikrarın inşası mümkün değildir. Kürt meselesini şiddet ve terörle özdeşleştirmek mevcut çözümsüzlüğü daha da derinleştirir.

Yapılacak şey Kürt halkının ulus olmaktan kaynaklanan meşru haklarını tanımak ve anayasal güvence altına almaktır. Bunun için Türkiye’yi yönetenler hem içerde hem de dışarda Kürt karşıtı anlayışı bir an önce terk etmelidir.”

“Kürt meselesinin çözümsüzlüğü toplumsal krizleri derinleştiriyor”

PSK, bildirisinde sosyal bir yaraya da parmak bastı.

Kürt meselesinde izlenen şiddet ve savaş anlayışının Türkiye’yi “görülmemiş bir ekonomik krizin içine soktuğna” değinilen bidliride, “Emekliler, asgari ücretliler, engelliler en temel asgari ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır.  Türkiye toplumunun yarısı açlık koşullarında, insan onurundan uzak bir yaşamaya mahkûm edilmiştir. Ekonomik alandaki yoksulluk ve adaletsizlik gençlerin gelecek umudunu kırmaktadır. Türkiye’deki yokluk ve yoksulluk toplumda sosyal, kültürel ve psikolojik alanda büyük bir çözülme ve çürümeye yol açmaktadır” denildi.

Türkiye ve bölge genelinde uyuşturucu kullanımının korkutucu boyutlara ulaştığını ifade eden parti yönetimi, bu durumu halka karşı "zamana yayılmış bir katliam" olarak tanımladı.

Bildiride, “Bütün siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, yerel yönetimleri, akademi dünyasını ve ilgili kurumları geleceğimizi karartan uyuşturucu tehdidine karşı ortak tutum almaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

“Ulusal birlik yakıcılık kazanmıştır”

Açıklamada ayrıca şu sözlere yer verildi:

“Altını çizmek istediğimiz bir nokta şudur:  Bölgesel gelişmeler Kürt meselesinin çözümünü ilk kez bu kadar dayatmış, Kürdistan’ın dört parçasının kaderini birbirine bağlamıştır.  Kürt meselesinin çözümü yakıcılık kazanmıştır.

Bunun için hem her parçada Kürtlerin işbirliği ve ittifakı yakıcılık kazanmış hem de dört parça Kürdistan’da Kürt siyasi aktörlerin diyalog, dayanışma ve koordinasyonu zorunlu bir ihtiyaca dönüşmüştür. 

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) bütün bu konularda yapıcı, sorumlu, birleştirici bir rol üstlenmeyi ulusal bir görev olarak kabul etmektedir.”