DEM Parti bu defa da İran için demokratik cumhuriyet istedi
Partisinin Meclis'te düzenlediği kadın grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "İran'ın kaderini İran halkları belirler. Kürtler, Azeriler, Beluciler ve Farslar belirler. ABD ve İsrail saldırılarına acilen son vermelidir. Çözüm demokratik İran Cumhuriyeti’nde" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis'te 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği kadın grup toplantısında konuştu.
Erkek egemenliğin ve kapitalist sistemin Epistein dosyaları ile ifşa olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları, "Bu dosya patriarkal kapitalizmin ve onu savunan devletlerin kadın ve çocuk bedenleri üzerindeki tahakkümünü görünür kılan bir kırılma anıdır. Bu kirli ağ, erkek düzenin suçlarını nasıl koruduğunu ve cezasızlığı nasıl sistematik hale getirdiğini bir kez daha açığa çıkarmıştır. Epstein dosyasında Türkiye'de adı geçen bu kirli ağın içinde işbirliği yapan isimler hakkında hala bir soruşturma başlatılmış değildir. Bu utanç vericidir. Belgelerde adı geçenler hakkında acilen soruşturma başlatılmalıdır” dedi.
ABD-İsrail’in İran saldırılarına da değinen Tülay Hatimoğulları şunları dile getirdi:
“Bizler bu saldırıyı kadınlar olarak şiddetle kınıyoruz”
“Bizler bu kokuşmuş sistemin, bu kapitalist sistemin anlayışını yaşamımızın her alanında sıcağı sıcağına hissediyoruz. Bugün dünya adeta bir cihan savaşında. Rusya-Ukrayna savaşı, Afganistan-Pakistan savaşı, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi, İsrail'in devam eden Filistin işgali ve şimdi en son ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları. Bu savaşlar Emperyalist sistemin küresel ölçekte kendini yeniden dizayn etme savaşlarıdır. Ne yazık ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki otoriter rejimler ya emperyalist güçlerin bölge vekilliğini sürdürerek ya da otoriterliklerinde her anlamda ısrar ederek kendi halklarının ölümü pahasına bu savaşların bir parçası olmaya devam ediyor. ABD, İsrail, İran'la masada müzakereleri devam ettirirken İran'a saldırı gerçekleşti. Bu savaşın bölge tamamını sarma ihtimali son derece yüksek ve daha şimdiden Irak, Lübnan ve Körfez ülkelerini sarmış durumda ve bölge adeta kanlı bir kaosa sürükleniyor. Bu saldırılarda İran'da bir kız okulu bombalandı. Hepiniz izlediniz, bombalanan bu okulda yaklaşık 170 kız çocuğu belki daha fazla katledildi. Yüzlercesi yaralı ve yine kadın ölümleri, yine çocuk ölümleri ve yine erkeklerin başlatmış olduğu savaşların sonuçları. Bizler bu saldırıyı kadınlar olarak şiddetle kınıyoruz. Bu topraklarda çok kan aktı, çok kan döküldü, artık yeter.
"Çözüm savaşta değil demokratik İran’dadır"
İsrail'in başlattığı savaş buradan meşrulaştırılamaz. İran'ın kaderini İran halkları belirler. Kürtler, Azeriler, Beluciler ve Farslar belirler. ABD ve İsrail saldırılarına acilen son vermelidir. Taraflar ateşkes ilan etmelidir ve derhal masaya dönmelidir. İran rejimi, kendi yurttaşı olan kadınların, gençlerin, yoksulların, Kürtlerin ve bütün farklı halkların ve inançların demokratik taleplerini harfiyen yerine getirmelidir. Çözüm savaşta değil çözüm otoriter rejimde değil, çözüm demokratik İran Cumhuriyeti’nin inşasındadır.”
Tülay Hatimoğulları: “Eylemimizle tekrarımızı devam ettireceğiz”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıldönümünde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, Öcalan’ın gönderdiği mesajın kamuoyuyla paylaşıldığını belirterek, sürecin “demokratik entegrasyon” aşamasına girdiğini söyledi.
“Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli”
Hatimoğulları, Öcalan’ın mesajında bir yıllık gelişmeleri özetlediğini ve yeni döneme dair çerçeve sunduğunu aktararak şu ifadeleri kullandı:
“Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin kuruluşu kadar başlangıcı kadar önemlidir. Bu tespitten hareket ederek aslında tarih bir anın içinden geçtiğimizin altını çizdi. Demokratik entegrasyon aşaması için kendisinin ve örgütünün üzerine düşen bütün görev ve sorumlulukları yerine getirdiğini ifade etti. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp bundan sonra yeni bir siyaset döneminin kapılarını araladığını, demokratik toplum ve hukuk temelli bir sürecin açılması gerektiğinin altını önemle çizdi.”
Sürecin yalnızca sözle değil, mücadeleyle de sürdürüleceğini vurgulayan Hatimoğulları, “Sadece sözlerle tekrar etmeyeceğiz, aynı zamanda eylemimizle, mücadelemizle, bahsini ettiğimiz bütün bu talepler yerine gelene kadar da tekrarımızı, yaratıcılığımızı kullanarak ve gerekirse tekrarımızı bizler devam ettireceğiz” dedi.
“Sayın Öcalan’ın statüsü yasal güvenceye alınmalı”
Kürt halkının taleplerine değinen Hatimoğulları, bu taleplerin yalnızca Kürtler için değil, Türkiye’nin tamamı için demokratikleşme anlamı taşıdığını söyledi.
“Kürt halkının talepleri sadece Kürt halkına demokrasi getirmeyecek. Bütün Türkiye'nin demokratikleşmesine kapı aralayacak.”
Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması gerektiğini belirterek, kayyım atanan belediyelerin seçilmiş yöneticilere iade edilmesini, hasta tutukluların tahliyesini ve infaz yakmaların son bulmasını istedi.
Bu düzenlemeler için yeni anayasa değişikliğine gerek olmadığını savunan Hatimoğulları, mevcut yasaların uygulanmasının yeterli olacağını ifade etti.
Öcalan’ın koşullarına da değinen Hatimoğulları, “Sayın Öcalan'ın koşulları ve statüsünün yasal bir düzenleme ile tanınması ve hukuki bir güvenceye alınması bu sürecin devamı için son derece önemli” dedi. Somut adım atılmadıkça toplumun sürece olan inancının zayıfladığını kaydetti.
“Sorumluluk parlamentonun tamamındadır”
Sürece dair güven artırıcı adımların yalnızca DEM Parti’nin değil, parlamentonun ve toplumun tamamının sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, üç temel başlık önerdi:
Eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyet hukuku:
“Kürtler, Aleviler, bütün farklı halklar ve inançlar eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyet hukuku güvencesinde yaşayabilir. Buna özgür yurttaş yasası da denilebilir. PKK meselesine ilişkin çıkarılacak çerçeve yasa, özgür yurttaş yasası olarak tamamlanabilir.”
Yerel demokrasinin güçlendirilmesi:
“Demokratik Türkiye'nin mührü yerel demokrasidir. Sadece Diyarbakır'ın değil; Trabzon'un, Tekirdağ'ın, Antalya'nın da ihtiyacı yerel demokrasidir.”
Hatimoğulları, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın bu konuda yol gösterici olduğunu ifade etti.
Siyasi ve toplumsal örgütlenme özgürlüğü:
“Bu bir lütuf değildir; 21. yüzyıla yakışır çok temel bir haktır. Yeni bir sivil demokrasi toplum yasasıyla toplumun nefes alması sağlanmalı.”
Hatimoğulları, bu üç adımın birlikte atılması halinde hem kalıcı barışın tesis edilebileceğini hem de demokratik cumhuriyetin inşasının önünün açılabileceğini söyledi.
“8 Mart ruhuyla alanlarda olacağız”
Kadınların barış ve demokratik toplum çağrısını desteklediğini belirten Hatimoğulları, 8 Mart’a işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
“Haklarımıza ve hayatlarımıza yönelik yapılan saldırılara karşı, 8 Mart ruhuyla, 8 Mart'ta alanlarda, meydanlarda olacağız. İsyanımızla direnişi, direnişle özgür ve eşit yaşamı inşa edeceğimizi haykıracağız. Ve bizler vardık, varız, var olacağız. Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir.”
Hatimoğulları, kadınların barış, eşitlik ve demokratik toplum mücadelesinin doğrudan merkezinde olmaya devam edeceğini vurguladı.