Öcalan: Çözüm Demokratik Suriye Cumhuriyeti’dir

Öcalan: Çözüm Demokratik Suriye Cumhuriyeti’dir

Abdullah Öcalan, Suriye’de Kürtlere yönelik saldırıların genişleyerek Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmayı hedefleyen daha kapsamlı bir stratejinin parçası olabileceği uyarısında bulundu.

Abdullah Öcalan, Suriye’de Kürtleri hedef alan saldırıların genişleyerek Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmayı amaçlayan daha kapsamlı bir stratejinin parçası haline gelebileceği uyarısında bulundu. Öcalan’ın değerlendirmeleri, bu ayın başında İmralı’da yapılan görüşmenin ardından heyet üyesi tarafından kamuoyuna aktarıldı.

Öcalan’ın avukatlarından ve 17 Ocak’ta kendisiyle görüşen İmralı heyeti üyesi Faik Özgür Erol, görüşmede Rojava’daki gelişmeleri ve Suriye Kürtlerinin geleceğini sorduğunu belirtti. Erol’un aktardığına göre Öcalan, Halep’te iki Kürt mahallesine yönelik son saldırıların münferit olmadığını, daha geniş çaplı bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirdi.

Öcalan’ın, saldırıların Halep’le sınırlı kalmayacağını ve zamanla yayılacağını ifade ettiği, Türkiye’nin bu gelişmelerin kendi çıkarına olduğunu düşünmesi halinde “tarihi bir hata” yapmış olacağı uyarısında bulunduğu belirtildi.

Erol, İmralı görüşmesinin yapıldığı sırada Suriye hükümet güçlerinin Fırat’ın batısında, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı yeni bir cephe açmadığına dikkat çekerek, Öcalan’ın değerlendirmesinin zamanlamasına vurgu yaptı.

Öcalan’ın görüşme sırasında oldukça kaygılı göründüğünü belirten Erol, Öcalan'ın Rojava hakkında uzun uzun konuşmak istemediğini ancak çatışmaların yalnızca Kürtleri hedef almakla sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunduğunu aktardı. Öcalan’ın, dış güçlerin toplumları birbirine karşı kışkırtarak kaosu ve parçalanmayı derinleştireceğini ifade ettiği kaydedildi.

Öcalan’ın, bu sürecin sonunda Kürtlerin Ortadoğu genelinde “yaralı halde bırakılacağını”, ardından bölgenin klasik bir “böl ve yönet” politikasıyla yönetilmeye çalışılacağını söylediği aktarıldı. Bu durumu, son bir-iki yüzyılda defalarca tekrarlanan bir senaryo ve stratejik bir hata olarak tanımladığı belirtildi.

Öcalan ayrıca “Paris Anlaşması” olarak adlandırdığı bir plandan söz ederek, bunun Golan Tepeleri ve Süveyda’nın İsrail kontrolüne bırakılmasını, Fırat ile Dicle arasındaki bölgenin ise Ahmed el-Şara’nın yetkisine verilmesini öngördüğünü iddia etti. Türkiye’nin bu tür düzenlemelerin uzun vadeli çıkarlarına hizmet ettiğini düşünmesi halinde büyük bir tarihsel yanılgı içinde olacağını söylediği aktarıldı.

Suriye ve Rojava’nın geleceğine ilişkin görüşü sorulan Öcalan’ın, çözümün iç demokrasiye dayalı bir “Demokratik Suriye Cumhuriyeti” modelinde olduğunu ifade ettiği bildirildi. Öcalan’ın bu modelin Aleviler, Türkmenler, Araplar, Hristiyanlar ve Kürtler dahil olmak üzere Suriye toplumunun tüm bileşenlerinin haklarını güvence altına alması gerektiğini vurguladığı kaydedildi.

Öcalan, Kürtlerin topraklarından zorla yerinden edilmesine ilişkin değerlendirmesini kültürel bir benzetmeyle anlattı. Kürtlerin, suç işlemiş olsa bile kapılarını sığınanlara açan bir halk olduğunu söyleyen Öcalan’ın, buna karşın bir eve zorla girilmesinin onur meselesi sayıldığını ifade ettiği aktarıldı. Ortadoğu toplumlarında bu tür ihlallerin unutulmadığını ve çoğu zaman daha derin çatışmaları kışkırtmak isteyen dış müdahalelere işaret ettiğini savunduğu belirtildi.