Tuncer Bakırhan: Bir yıldır yürüyoruz, elimizde bir şey yok...
Bakırhan, 35 yıllık siyasi yaşamında ilk kez Kürtlerin bir konuda bu kadar güçlü dayanışma gösterdiğini belirterek, tabandaki duygu kırılmasına dikkat çekti. Rojava'daki gelişmeleri, Türkiye'deki çözüm sürecini ve Kürt siyasal hareketinin dönemini değerlendirdi.
Rojava ve Suriye'deki anlaşma
Bakırhan, Suriye'de 27 Şubat'ta başlayan sürecin PKK'nin fesih ve silah bırakma adımlarıyla ilerlediğini, Meclis komisyonunun İmralı görüşmeleri yaptığını hatırlattı. Suriye'nin kendi gündemini öne koymasını eleştirerek, Türkiye sürecinin Rojava'yı da olumlu etkileyeceğini savundu. 30 Ocak anlaşmasını değerlendirirken, metnin iki tarafı da tam memnun etmediğini, ancak Kürtlerin kazanımları ve Suriye rejiminin de yarar sağladığı bir sonuç olduğunu ifade etti.
“Bir devlet içinde iki farklı bağımsız ordu olamaz” diyen Bakırhan, Kürtlerin tugaylar halinde Suriye ordusuna entegre olacağını, dil, kültür, yerel demokrasi ve Suriye'nin demokratik parçası olma zemini bulunduğunu belirtti. Anlaşmanın doğru uygulanması halinde Suriye'nin geleceği için önemli olduğunu söyledi. Kürtlerin sadece Rojava'yla sınırlı olmadığını, Şam ve Halep'te de yoğun yaşadığını vurgulayarak, Suriye'nin her aşamasında yer almaları gerektiğini ifade etti.
Anlaşmadan sonra Türkiye'nin "Suriye" gerekçesinin kalmadığını belirterek, dikkatin Ankara'ya, TBMM komisyonuna ve somut adımlara çevrilmesi gerektiğini vurguladı.
Kürt dayanışması ve diplomasi
Bakırhan, Rojava saldırılarına karşı Kerkük'ten Amed'e, Duhok'tan Kamışlo'ya kadar tüm Kürtlerin ortak tavır koyduğunu, 35 yıldır böyle bir birlik görmediğini anlattı. Bu dayanışmanın Paris mutabakatı gibi tekçi planları esnettiğini söyledi. Kürtlerin mağduriyetine karşı demokratik tepkisinin devlet kurmaktan daha kıymetli olduğunu belirtti ve tüm Kürtleri ile dostlarını kutladı.
Partisinin diplomaside aktif olduğunu, Halep saldırısından beri sahada ve uluslararası çabalarda bulunduğunu ifade etti. Kürtlerin ulusal bilincinin kimseye tehdit olmadığını, aksine bölgedeki ülkeleri demokratikleştirecek bir güç olduğunu savundu.
Tabandaki duygu kırılması ve halkların kardeşliği
Sistemin uygulamalarından kaynaklı tabanda duygu kırılması ve ulusal reflekslerin yükseldiğini belirten Bakırhan, paradigmalarının doğru olduğunu söyledi. Kürt'ün kimliğine sahip çıkmasının ortak yaşam önünde engel olmadığını, eşit yurttaşlık istediklerini vurguladı. Halkların kardeşliği söylemine rağmen reaksiyonların sistemin ırkçı ve ötekileştirici dilinden kaynaklandığını ifade etti.
Amedspor maçlarındaki ırkçı sloganları örnek vererek, zor da olsa doğruları savunmanın bedel gerektirdiğini, coğrafyaya iyilik ve barış tohumları ektiklerini belirtti.
Abdullah Öcalan'ın etkisi ve Devlet Bahçeli'nin açıklamaları
Bakırhan, 30 Ocak anlaşmasında Abdullah Öcalan'ın büyük etkisi olduğunu, İmralı'dan çıkan demokratik entegrasyon fikrinin belirleyici rol oynadığını söyledi. Paris'te tekçi planlar varken Öcalan'ın kapsayıcı yaklaşımının formül arayışına yol açtığını belirtti.
Devlet Bahçeli'nin çözüm süreci açıklamalarını ezber bozan ancak hayata geçmeyen sözler olarak niteledi. Bahçeli'nin iktidar ortağı olduğunu hatırlatarak, somut adımların muhatabının iktidar olduğunu, artık siyasi tutsakların bırakılması ve demokratikleşme için pratik adım beklediklerini ifade etti.
Genel değerlendirme
Bakırhan, Kürtlerin eşit yurttaşlık, dil, kültür ve yerel demokrasi haklarını istediğini, kapsayıcı yurttaşlık tanımı ve anayasal güvencelerin gerektiğini söyledi. Duygu kırılmasının iktidarın politikalarından kaynaklandığını, DEM Parti'nin yapıcı rol oynadığını belirtti. 35 yıldır aynı demokratik talepleri savunduğunu, umutlu olduğunu ve çocuklarının bu zorlukları yaşamamasını diledi.
Kürt liderleri, aydınları, iş adamları ve emekçilerine teşekkür ederek, ortak duyarlılığın devamının hakları kazandıracağını söyledi. /Rudaw