PKK çekilirken Türkiye de Irak’tan ayrılacak mı?

PKK çekilirken Türkiye de Irak’tan ayrılacak mı?

PKK’nin Kürdistan Bölgesi sınırları içinde yer lana bazı mevzilerini boşaltması, Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığını yeniden tartışmaya açtı. Ankara’nın birliklerini çekip çekmeyeceği, örgütün silah bırakma sürecine ve Bağdat’ın sınır güvenliğini sağlama kapasitesine bağlı. Musul yakınlarındaki Başika-Zilkan Üssü’nün Irak ordusuna devredilmesi, olası bir geri çekilme için örnek oluşturabilir.

PKK’nin Ekim ayında Türkiye’den ve Kürdistan Bölgesi sınır bölgelerinden çekilmesi, Türkiye’nin Irak’taki askeri üslerinin geleceğine ilişkin tartışmaları hızlandırdı. Ankara’nın uzun süredir Irak’taki askeri varlığını gerekçelendirmek için öne sürdüğü “silahlı tehdit” iddiasının zayıflaması, Türk birliklerinin ülkedeki varlığının yeniden değerlendirilmesini gündeme getirdi.

Türkiye’nin daha geniş çaplı bir çekilmeye yönelip yönelmeyeceği, PKK’nin silahlarının geleceğine ve Bağdat yönetiminin Ankara’nın güvenlik gerekçesi olarak gösterdiği alanlarda sorumluluk üstlenebilmesine bağlı olacak. Türkiye’nin eylül ayında Musul yakınlarındaki Başika-Zilkan Üssü’nü kademeli olarak Irak Savunma Bakanlığına devretme kararı, bu açıdan olası bir model olarak görülüyor. Ancak bu adımın Irak Kürdistanı sınırındaki askeri üsleri de kapsayıp kapsamayacağı henüz net değil.

Tartışma, Irak’ta Şii silahlı grupların silahlarını devlet kontrolüne alma çabalarının sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Bağdat’ın bu grupların silahsızlandırılması için belirlediği takvim Haziran 2027’ye ertelenirken, Ketaib Seyyid el-Şüheda gibi bazı gruplar silah bırakmak için Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesini şart koşuyor. ABD öncülüğündeki koalisyonun 30 Eylül’de sona eren misyonunun ardından Türk birlikleri, Irak’taki en görünür yabancı askeri güçlerden biri haline geldi.

PKK’nin boşalttığı mevziler kimin kontrolünde?

Ankara ile PKK arasında Ekim 2024’te başlayan süreç kapsamında örgüt, 8 Ekim’de yaptığı açıklamada Kürdistan Bölgesi’nin Duhok vilayetindeki stratejik Metina Dağı’nda bulunan dört tünel mevzisini boşalttığını duyurdu.

PKK, çekilme kararını bir teslimiyet olarak değil, Ankara’ya yönelik bir siyasi mesaj olarak sundu. Örgüt, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ağustos ayında kabul ettiği ve PKK’nin feshi için hukuki çerçeve oluşturduğu belirtilen yasaya atıfta bulunarak, çekilmenin ardından hükümetin “silahlı tehdit” gerekçesini kullanamayacağını savundu. Ayrıca Ankara’yı barış sürecini ilerletmek için somut adım atmamakla eleştirdi.

Ancak örgüt, savaşçıların nereye gittiğini, silahlarının ne olacağını veya Irak’taki faaliyetlerini sürdürüp sürdürmeyeceğini açıklamadı. Türkiye’nin askeri varlığının geleceğini belirleyecek temel sorular da bunlar.

Boşaltılan mevzilerin kimin kontrolüne geçtiği de önemli. Çünkü Türk askerlerinin bu noktalara yerleşmesi, bir silahlı gücün çekilmesinin ardından başka bir gücün aynı alanlara konuşlanması anlamına gelecek.

Al-Monitor’un 12 Ekim’de Türk güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, PKK’nin dört mevziden çekildiği doğrulandı. 18 Ekim’de yayımlanan başka bir haberde ise boşaltılan mevzilerin Irak Kürdistanı Peşmerge güçleri yerine Türk askerleri tarafından kontrol altına alınmış olabileceği belirtildi.

Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada, sınır güvenliğinin sağlandığına karar verilene kadar Türk askerlerinin Irak’ta kalacağını söyledi. Amwaj.media’ya konuşan bir Türk güvenlik yetkilisi de askeri varlığın geleceğini tehdidin gerçekten sona erip ermemesine bağladı. Yetkili, Türkiye’nin Irak’a asker konuşlandırmasını Bağdat’ın PKK’ye karşı harekete geçmekte uzun süredir isteksiz davranmasıyla gerekçelendirdi.

Başika modeli diğer üsler için de geçerli mi?

Türkiye’nin Irak’ta devretmeyi kabul ettiği tek askeri nokta, Musul’un kuzeydoğusundaki Başika Üssü. Devir anlaşması, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin 23 Eylül’de New York’ta yaptığı görüşmenin ardından duyuruldu. Ankara, üssün 2015’te IŞİD’e karşı mücadele eden yerel güçleri desteklemek amacıyla kurulduğunu belirtiyor.

Başika, PKK’nin faaliyet gösterdiği SŞengal’den uzakta bulunmasına rağmen, devir anlaşmasının Şengal’de devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesiyle ilişkilendirilmesi dikkat çekti. Irak’ın Ninova vilayetindeki Ezidi nüfusun yoğun olduğu Şengal, Suriye sınırına yakınlığı ve PKK ile bağlantılı Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) varlığı nedeniyle Ankara açısından önem taşıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Türk askerlerinin çekilmesini, Bağdat’ın PKK ve bağlantılı grupları, özellikle Şengal’dekileri silahsızlandırmasıyla ilişkilendirdi. Iraklı yetkililer 27 Ekim’de YBŞ’nin silah bırakıp Irak ordusuna entegre olacağını açıkladı.(YBŞ dün 26 ekimde entegre oldu)

Buna karşılık Kürdistan Bölgesi sınırındaki Türk üslerinin durumu daha karmaşık. Ankara, 2019’da PKK’ye karşı “Pençe” operasyonlarını başlatmasından bu yana bölgede çok sayıda askeri nokta oluşturdu. Cephe hattından uzakta bulunan Başika’nın devri, bu nedenle sınır bölgelerindeki üslerin boşaltılmasından daha kolay bir adım olabilir.

Bağdat için egemenlik sınavı

Iraklı Al-Masalah haber sitesi, PKK’nin çekilmesini sorunun Türkiye’den Irak’a taşınması olarak değerlendirdi. Türkiye’nin ağustosta kabul ettiği yasa, PKK’nin feshi ve üyelerinin silahsızlandırılması konusunda bir çerçeve sunsa da örgütün Irak’taki varlığına ilişkin bütün belirsizlikleri ortadan kaldırmıyor.

Suudi Arabistan merkezli Şarku’l Avsat’ın haberine göre, silahsızlandıkları doğrulanan PKK üyelerinin büyük bölümünün Türkiye’ye dönmesine izin verilmesi bekleniyor. Ancak yaklaşık 230 üst düzey örgüt yöneticisinin bu kapsamın dışında tutulacağı ve Irak’ın Süleymaniye vilayetinde güvenli bir bölgede yaşayabileceği belirtiliyor.

Bağdat, Iraklı silahlı grupları silahsızlandırmaya çalışırken PKK’nin silahları ve üyeleri için benzer bir çerçeve oluşturamazsa, Ankara’nın askeri varlığına dayanak gösterdiği gerekçeleri ortadan kaldırmakta zorlanabilir.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de süreçte önemli bir rolü bulunuyor. PKK’nin Kandil’deki varlığı ile Türkiye’nin askeri noktaları aynı bölgede yer alıyor. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, 12 Ekim’de Ankara ile PKK arasındaki sürecin ciddi olduğunu ve bölgesel yönetimin Ankara ile Kandil’e yönelik gerekli adımları attığını söyledi.

Bir gün sonra Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı Reber Ahmed de Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin “tüm yabancı güçleri ve Iraklı olmayan aktörleri çıkarma” politikasını destekledi. Ancak bu açıklamalarda, PKK’nin boşalttığı mevzilerin kim tarafından kontrol edileceğine ilişkin bir değerlendirme yapılmadı. Türk askerlerinin bu alanlara yerleştiği iddiası ise tartışmayı daha da önemli hale getirdi.

Silahsızlanma tartışması Türk askerlerini de hedefe koyuyor

İran destekli Şii silahlı gruplar, PKK’nin varlığı ile Türk askerlerinin Irak’taki konuşlanmasını birbirine bağlıyor. Ketaib Seyyid el-Şüheda, 29 Ağustos’ta silah bırakma koşulları arasında hem PKK’lilerin hem de Türk askerlerinin ülkeden çıkarılmasını saydı.

Badr Örgütü lideri ve Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin önde gelen isimlerinden Hadi el-Amiri de ertesi gün Türk askerlerinin çekilmesini ve komşu ülkeleri tehdit eden silahlı grupların silahsızlandırılmasını istedi.

PKK meselesinin çözülmesi, bu grupların Türk askerlerinin Irak’taki varlığına karşı baskısını artırabilir. Amwaj.media’ya konuşan eski bir üst düzey Iraklı yetkili, bazı Şii grupların PKK sorunu çözüldükten sonra Türk birliklerinin ülkede kalmasını engellemek için daha fazla baskı yapacağını söyledi. Yetkili, bunun Ali ez-Zeydi hükümetini zor durumda bırakabileceğini ve Ankara’nın ikili ilişkileri korumak amacıyla askeri varlığını azaltabileceğini ifade etti.

Ancak Türk askerlerinin çekilmesi, Şii silahlı grupların silah bırakmasını garanti etmiyor. Yabancı askerlerin varlığı, bu grupların silahlı kalmak için öne sürdüğü gerekçelerden biri. Dolayısıyla Türkiye’nin çekilmesi bu gerekçelerden birini ortadan kaldırsa da Irak’taki silahlı yapıların geleceğini tek başına belirlemeyecek.

Türkiye’deki takvim de sürecin seyrini etkileyebilir. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 15 Ekim’de Milli Güvenlik Kurulu’nun yıl sonundan önce barış sürecine ilişkin bir karar açıklamasının yüksek ihtimal olduğunu söyledi. Ağustos ayında kabul edilen yasa kapsamında böyle bir kararın, PKK’nin sona erdiğinin resmen ilan edilmesi ve uygun görülen üyelerin topluma yeniden kazandırılması için altı aylık bir sürecin başlatılması anlamına gelebileceği belirtiliyor.

PKK’nin çekilmesi, Türkiye’nin Irak’tan ayrılacağı anlamına gelmiyor. Ancak bu gelişme, Ankara’nın mevcut askeri varlığını aynı ölçekte sürdürmesini gerekçelendirmesini zorlaştırabilir. Başika’nın diğer üsler için örnek oluşturup oluşturmayacağı ise Bağdat’ın PKK’nin boşalttığı alanlarda güvenliği devralabilmesine ve Ankara’nın kabul edeceği bir düzenleme oluşturulmasına bağlı olacak.( Mehmet Alaca- Amwaj.media)