Özgür Özel de 'Öcalan’a ev' tartışmasına katıldı: Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşalım
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Abdullah Öcalan’a konut yapılması tartışmasına ilişkin, “Sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan, Öcalan’ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş’ın evine kavuşmasıdır” dedi.
Özel, “Ailem Güvende” operasyonunu eleştirerek operasyonların hukuki ve anayasal boyutlarına dikkat çekti.
Özgür Özel, Yeni Arayış’a konuştu. LGBTİ+’ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonu, çözüm süreci, Selahattin Demirtaş’ın durumu ve CHP’nin kurultay davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özel’den “Ailem Güvende” operasyonuna tepki
Özel, LGBTİ+’ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonunun özensiz yürütüldüğünü belirterek, farklı kurum ve kişilerin aynı kapsamda kriminalize edildiğini söyledi.
Operasyon kapsamında cinsel sağlık, HIV/AIDS ile mücadele ve aile dayanışması alanlarında faaliyet gösteren derneklerin hedef alındığını ifade eden Özel, bu kurumlara yönelik suçlamaların da sorunlu olduğunu dile getirdi.
“Adalet Bakanlığı bu operasyonun yapılmasına karar veremez”
Özel, operasyonların 18 ilde eş zamanlı düzenlenmesine de değinerek, savcılıkların yargı yetkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Adalet Bakanlığı’nın Cumhuriyet başsavcılıklarına yargı yetkisinin kullanılması konusunda talimat veremeyeceğini savunan Özel, bunun yürütmenin yargıya müdahalesi anlamına geleceğini ifade etti.
Özel, şöyle konuştu:
“Mesela 18 ilde eş zamanlı operasyon yapılıyor. Normalde bir savcı bunları koordine eder ve operasyonlar eş zamanlı yapılır. Burada karar, suç işlendiği yönünde şüphesi olan savcılıktadır. Ama bu operasyonun yapılmasına Adalet Bakanlığı karar veremez. Bu olursa yürütme olan Adalet Bakanı, bağımsız olan yargı yetkisini kullanmış olur.
Adalet Bakanı bu operasyonlarla ilgili 81 ilin Cumhuriyet Başsavcılığına yargı yetkisinin kullanılması yönünde talimat yollayamaz.”
Bakanlığın idari konularda genelge yayımlayabileceğini ancak yargı yetkisinin kullanımına ilişkin talimat veremeyeceğini belirten Özel, bu tür uygulamaların anayasal ilkelere aykırı olduğunu ileri sürdü.
“Adalet Bakanı, illerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına genelge yollayabilir. O genelge yargı yetkisi ile ilgili değildir. İdari işlerle ilgili olabilir. Örneğin Adalet Saraylarının güvenliği, temizliği ya da hakimlerin, savcıların uymaları gereken kurallarla ilgili olabilir. Ama siz ‘Yargı yetkinizi şu yönde kullanacaksınız’ diye talimat veremez” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yürütme, yargıya yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili talimat veremez.”
“Operasyonun üç sorunlu boyutu var”
Özel, operasyonun üç temel sorunlu boyutu bulunduğunu belirterek bunları hedef alınan kurumlar, gazeteciler ve hak savunucularının sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri ve yargı yetkisinin kullanımına ilişkin anayasal sorunlar olarak sıraladı.
Özel, operasyonun demokratik siyasete müdahale anlamına gelip gelmediği yönündeki soruya ise “Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, keyfilik bağlamında ve anayasaya aykırılık bağlamında, evet” yanıtını verdi.
“1 Ekim’den sonra rapordaki imzamıza var gücümüzle sahip çıkacağız”
Özel, çözüm süreci kapsamında kurulan komisyonun kabul ettiği rapora işaret ederek, demokratikleşme adımlarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
18 Şubat’ta süreç konusunda ortak bir metnin kabul edildiğini hatırlatan Özel, raporda siyasi tutukluların durumuna ilişkin düzenlemelerin de yer aldığını belirtti.
Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Bakın 18 Şubat’ta süreç konusunda ortak bir metin kabul edildi. Ve o metnin bir bölümü de atılması gereken demokratikleşme adımları. Ki bunların hayata geçirilmesi konusunda yasal bir düzenlemeye gerek yok. O raporun altına herkesin imzası var.
O rapor, siyasi tutukluların yani Demirtaş’ın sorununu çözüyor, Gezi tutuklularının sorununu da çözüyor. Hakkında Anayasa Mahkemesi kararı olan Can Atalay’ın sorununu da sonunda çözüyor. Hakkında AİHM kararı olan Kavala’nın sorununu çözüyor. Bunların her birisi önemli demokratikleşme adımları.”
Özel, 1 Ekim’den sonra Meclis’te raporda yer alan demokratikleşme adımlarının hayata geçirilmesi için çalışacaklarını belirterek, “Komisyonda olup altında imzası olan herkesin imzasına sahip çıkıp bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinin mücadelesini vereceğiz. Kaldı ki hayata geçmesi için hiçbir düzenlemeye ihtiyaç olmayan maddeler var. Sadece Anayasa’ya, AYM ve AİHM kararlarına uymak yeterli” dedi.
“Demirtaş’ın evine, eşine ve ailesine kavuşmasıyla ilgiliyiz”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı’da Abdullah Öcalan’a bir çalışma alanı yapıldığı yönündeki açıklamasını da değerlendiren Özel, tartışmanın odağında Selahattin Demirtaş’ın durumunun bulunması gerektiğini söyledi.
Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz. 18 aydır kuyu tipi cezaevlerinde hak ihlaline uğrayan, zor koşullarda tutuklu bulunan yol arkadaşlarımızın tahliyesini konuşmak isteriz. Çünkü bir ülkenin demokratikleşmesi bunlardan geçer.
Sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan da Öcalan’ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş’ın evine kavuşmasıdır. Yani biz bu tartışmada Demirtaş’ın evine, eşine, ailesine kavuşmasıyla ilgiliyiz. Mesele Öcalan’a adada ev yapıldı mı, eve gidecek mi, bunlar bizim gündemimiz değil. Daha önce de söyledim, ilgilenmemiz gereken mesele demokratikleşme adımları.”
CHP’nin kurultay davası: “Yargıda kapkaç yapmaya çalışıyorlar”
Özel, CHP’nin kurultay davasına ilişkin temyiz başvurusunun geri çekilmesi konusunda da değerlendirmelerde bulundu.
İlk derece mahkemesinin CHP’yi haklı bulduğunu, ancak istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı verdiğini söyleyen Özel, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu savundu.
Özel, “Bu adımla adaleti dolandırmaya, yargıda kapkaç yapmaya çalışıyorlar” dedi.
İstinaf mahkemesinin kararına karşı Yargıtay’a başvuran tarafın kendileri olduğunu belirten Özel, başvurunun geri çekilmesiyle davanın Yargıtay tarafından incelenmesinin engellenmek istendiğini ileri sürdü.
Özel, şöyle konuştu:
“Biz Yargıtay’a başvurup bu hukuksuz kararın ortadan kalkmasını istedik. Şimdi butlan yönetimi bizim yaptığımız başvuruyu çekerek davayı Yargıtay’dan kaçırmak istiyorlar. Biz ‘İstinaf kararı yanlış, karar iptal edilsin’ diye Yargıtay’a başvurduk. Ama onlar bu karar Yargıtay’da görüşülmesin diye bizim yaptığımız başvuruyu geri çekiyorlar. Kendi dilekçelerini geri çekmiyorlar.
Burada kapkaç var. Hakkın kötüye kullanımı var. Daha doğrusu istismar var, yargının dolandırılması ve bir yargı kararında kapkaç yapılması var. Bu hamle ile yapılmak istenen, Yargıtay yolunun kapatılmaya çalışılması.”
“Geri çekme mahkemeyi düşürmez”
Temyiz başvurusunun geri çekilmesinin davayı sona erdirmeyeceğini savunan Özel, Yargıtay’ın istinaf kararını incelemesi gerektiğini söyledi.
Özel, “O geri çekme, o mahkemeyi düşürmez. Düşüremez. Hak aramanın önü kapatılamaz” dedi.
Yargıtay’ın kararı bozacağı yönündeki beklentisini de dile getiren Özel, hukukçular tarafından hazırlanan raporlarda istinaf kararının yanlış olduğunun belirtildiğini öne sürdü.
“YENİ Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz”
Özel, Yargıtay’ın istinaf kararını iptal etmesi halinde CHP’ye dönüp dönmeyecekleri yönündeki soruya da yanıt verdi.
Özel, CHP’nin “işgalden ve yağmadan kurtarılması” gerektiğini savunarak, partinin siyasi ve maddi birikiminin zarar gördüğünü ileri sürdü.
Özel, şöyle konuştu:
“Biz buradayız. Milletin bize açtığı yola yürümeye devam ederiz. Biz YENİ Parti olarak yola devam ederiz ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin de işgalden ve yağmadan kurtarılması lazım. Butlan yönetimi şu anda partide maddi ve manevi yağma yapıyor. Hem Atatürk’ten beri hep birlikte biriktirdiğimiz siyasi mirası yağmalıyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin butlan anlayışından kurtulması lazım. Biz YENİ Parti’yi kurduk. YENİ Parti ile önemli de bir kamuoyu desteği aldık. Karar ne olursa olsun biz, YENİ Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.”