ABD öncülüğündeki koalisyon Irak'tan ayrıldı: Orta Doğu’yu şimdi ne bekliyor?
ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak'taki misyonunu sona erdirmesi, güvenliğin nasıl sağlanacağı ve Bağdat-Erbil ilişkilerinin nasıl şekilleneceği sorularını gündeme getirdi. Uzmanlar, Erbil'in hava savunması başta olmak üzere Bağdat'la daha fazla işbirliğine yönelebileceğini belirtiyor.
ABD'nin Irak'taki son askerlerinin 30 Eylül'de Erbil Hava Üssü'nden ayrılmasıyla Washington'ın ülkedeki 12 yıllık askeri varlığı sona erdi. Çekilme, 2024'te ABD ile Irak arasında varılan anlaşma doğrultusunda yaklaşık bir yıllık süreçte gerçekleştirildi.
IŞİD'in 2014'te Irak'ta geniş bir alanı ele geçirmesinin ardından başlatılan koalisyon misyonu, örgütün 2017'de toprak hakimiyetini kaybetmesinden sonra da IŞİD'in kalıntılarıyla mücadele amacıyla sürdürüldü.
ABD'nin çekilmesi Washington ve Bağdat tarafından Irak'ın güvenlik sorumluluğunu daha fazla üstlenmesinin bir aşaması olarak değerlendirilirken, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ise süreci “çekilme” yerine ABD'nin “kovulması” olarak nitelendirdi.
Erbil'in Bağdat'la güvenlik işbirliği artabilir
ISPI uzmanlarından gazeteci Wladimir van Wilgenburg, ABD güçlerinin çekilmesinin özellikle Kürdistan Bölgesi'ni balistik füze saldırılarına karşı daha kırılgan hale getirebileceğini belirtti.
Van Wilgenburg, Patriot hava savunma sistemlerinin bölgeden ayrılmasıyla Kürdistan Bölgesi'nin gelecekteki saldırılara karşı savunmasız kalabileceğini ve 28 Şubat'tan bu yana bölgenin yaklaşık bin İHA ve füze saldırısıyla karşı karşıya kaldığını aktardı.
İran'ın İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik saldırılarının devam edebileceğini belirten Van Wilgenburg, ABD ile Kürtler arasındaki ilişkinin güvenlik ve terörle mücadele ekseninden daha diplomatik bir ilişkiye evrilebileceğini söyledi.
Van Wilgenburg'a göre Erbil, bu süreçte özellikle petrol sahaları ve stratejik tesislerin korunması için hava savunması konusunda Bağdat'la daha fazla işbirliği arayacak.
Irak'ın güvenlik kapasitesi test edilecek
Royal United Services Institute (RUSI) uzmanı Tamer Badawi, koalisyonun ayrılmasının Irak'ın IŞİD kalıntılarıyla mücadelede kendi güvenlik ve askeri kapasitesini test edeceği yeni bir dönemi başlatacağını belirtti.
Badawi, Bağdat'ın ayrıca İran'la bağlantılı silahlı grupların olası faaliyetleri, silahların devlet kontrolünde toplanması ve Bağdat ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki güvenlik koordinasyonunun korunması gibi başlıklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Center for International Policy uzmanı Sajad Jiyad ise ABD'nin Irak hükümetine İran yanlısı silahlı grupların silahsızlandırılması ve dağıtılması konusunda daha fazla baskı yapmasının beklendiğini söyledi.
Türkiye'nin Irak politikası değişiyor
Centre for Applied Turkey Studies uzmanı Hürcan Aslı Aksoy, Türkiye'nin Başika üssünden kademeli çekilmesinin Ankara'nın Irak politikasında güvenlik eksenli tek taraflı adımlardan Bağdat'la kurumsal işbirliğine doğru bir değişime işaret ettiğini belirtti.
Aksoy, Başika'nın Irak'a devrinin Bağdat'ın egemenlik kaygılarını giderirken, Sincar'da devlet otoritesinin güçlendirilmesine yönelik taahhütlerin de Türkiye'nin PKK konusundaki güvenlik kaygılarına yanıt verdiğini ifade etti.
Avrupa'nın askeri desteği de değişiyor
ISPI uzmanı Leonardo Del Piccolo ise Batılı ülkelerin Irak'taki askeri varlığının azalmasının Avrupa-Irak güvenlik işbirliğinin sona ereceği anlamına gelmediğini belirtti.
Del Piccolo, Irak Savunma Bakanlığı ile Fransız şirketi Harmattan AI arasında hava savunma sistemlerinin olası satışı için imzalanan niyet mektubunun, Avrupa ülkelerinin de sahadaki askeri varlıktan stratejik ve savunma kapasitesine dayalı desteğe yönelmeye başladığını gösterdiğini söyledi.
Uzmanlara göre ABD'nin çekilmesiyle Irak'ta güvenlik sorumluluğu daha fazla Bağdat'a geçerken, İran yanlısı silahlı gruplar, IŞİD'in kalıntıları ve Kürdistan Bölgesi'nin hava savunması önümüzdeki dönemin başlıca güvenlik başlıkları arasında yer alacak.