ABD'nin Kürdistan Bölgesi'nden çekilmesi: Fırsat mı, risk mi?
ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerinin Kürdistan Bölgesi'nden çekilmesi, bölgenin güvenlik dengelerini yeniden gündeme getirdi. İran'ın olası saldırıları, silahlı grupların varlığı ve hava savunmasındaki boşluk, Erbil yönetiminin karşı karşıya olduğu başlıca riskler arasında yer alıyor.
ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak'taki görevini tamamlayarak Kürdistan Bölgesi'nden çekilmesi, bölgenin gelecekteki güvenlik durumu konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Avrupa Orta Doğu ve Kuzey Afrika Çalışmaları Enstitüsü'nde (EISMENA) 5 Kasım'da yayımlanan Wladimir van Wilgenburg imzalı analizde, ABD askeri varlığının sona ermesinin Kürdistan Bölgesi açısından hem fırsatlar hem de riskler barındırdığı değerlendirildi.
Analizde, ABD güçlerinin çekilmesiyle İran'ın bölgeye yönelik saldırıları için öne sürdüğü gerekçelerden birinin ortadan kalkabileceği, ancak Koalisyonun ayrılmasıyla Kürdistan Bölgesi'nin hava savunmasından yoksun kaldığına dikkat çekildi.
İranlı Kürt muhalif gruplar yeni güvenlik tartışmasının merkezinde
Analizde, İran'ın Kürdistan Bölgesi'ndeki Rojhılatlı Kürt muhalif grupların varlığından duyduğu rahatsızlığın devam ettiği belirtildi.
İran'ın, savaş sırasında bu grupların ABD ve İsrail destekli bir kara harekâtına katılabileceği ihtimalinden endişe duyduğu, ancak Türkiye, İran ve Iraklı Kürt siyasi liderlerin koordinasyonuyla bölgenin İran'a yönelik askeri operasyonlar için kullanılmasının önlendiği aktarıldı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın haziran ayında yaptığı açıklamada, İran'a yönelik olası bir Kürt saldırısını engellemek için diyalog kanallarının devreye girdiğini ve ABD Başkanı Donald Trump ile bizzat görüştüğünü söylediği hatırlatıldı.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani'nin de 12 Ekim'de düzenlenen MERI Forumu'nda İranlı Kürt muhalif grupların İran'a girmeye hazırlandıklarına ilişkin açıklamalarını eleştirdiği belirtildi.
Neçirvan Barzani, Kürdistan Bölgesi'nin komşu ülkelere yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermeyeceklerini ifade ederek, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (YNK) savaşın ilk gününden itibaren sınırları kontrol altında tuttuğunu açıklamıştı.
Analizde, Erbil yönetiminin bir yandan bölgesel çatışmalardan uzak durmaya çalışırken diğer yandan Tahran'ın silahlı muhalif gruplara ilişkin talepleriyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Bu grupların zorla bölgeden çıkarılmasının ciddi siyasi ve toplumsal sonuçlar doğurabileceği, varlıklarını sürdürmelerinin ise İran'ın yeni saldırılarına ve diplomatik baskısına yol açabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Bu sorunun çözümü için İran ile Rojhılatlı Kürt muhalif gruplar arasında müzakerelerin kolaylaştırılması önerisi de gündeme getirildi. YNK lideri Bafıl Talabani'nin, Türkiye ile PKK arasında yürütülen barış sürecinden yararlanılabileceğini dile getirdiği ancak İranlı Kürt partilerin böyle bir sürecin şu anda yürütülmediğini belirttiği aktarıldı.
İran, Bağdat ve Erbil üzerindeki baskıyı artırıyor
Analizde, İran'ın Bağdat ve Erbil üzerindeki baskısının da arttığına dikkat çekildi.
İran'ın Irak Büyükelçisi'nin 20 Ekim'de yaptığı açıklamada, Bağdat'ın İranlı Kürt muhalif grupları Kürdistan Bölgesi'nden çıkararak Tahran'a teslim etmeyi kabul ettiğini öne sürdüğü hatırlatıldı.
Bu açıklamanın, 2023 yılında Irak ile İran arasında imzalanan güvenlik anlaşmasının ötesine geçilebilecek yeni adımların gündeme gelebileceğine işaret ettiği belirtildi.
Söz konusu anlaşma kapsamında Bağdat, İranlı Kürt muhalif grupların silahsızlandırılması ve sınır bölgelerinden uzaklaştırılması taahhüdünde bulunmuştu.
Ancak analizde, bu grupların onlarca yıldır Kürdistan Bölgesi'nde siyasi ve toplumsal ağlar oluşturduğu, zorla silahsızlandırılmaları veya sınır dışı edilmelerinin Kürt kamuoyunda tepkiye yol açabileceği ifade edildi.
İran destekli Iraklı silahlı gruplar da tehdit oluşturuyor
Kürdistan Bölgesi'nin karşı karşıya olduğu bir diğer güvenlik sorununun İran destekli Iraklı silahlı gruplar olduğu belirtildi.
Bağdat'ın bu grupların silahsızlandırılması için daha önce belirlediği 30 Eylül tarihli takvimin uygulanmadığı, İran'ın baskısının ardından sürenin 30 Haziran 2027'ye ertelendiği aktarıldı.
Eski Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cebbar Yawer, analiz kapsamında yaptığı değerlendirmede, Irak'ın iç güvenlik sorunlarının artık IŞİD tehdidinden daha büyük bir risk oluşturabileceğini söyledi.
Yawer, Irak'taki silahlı grupların devlet kontrolüne alınıp alınamayacağı, Bağdat ile Erbil arasındaki sorunların çözülüp çözülemeyeceği ve iki tarafın askeri ve istihbarat kurumları arasındaki koordinasyonun geliştirilip geliştirilemeyeceği sorularına dikkat çekti.
İran yanlısı Ketaib Seyyid el-Şüheda örgütünün lideri Ebu Ala el-Velai'nin 3 Ekim'de yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin çekilmesinin Kürdistan Bölgesi için endişe kaynağı olmaması gerektiğini söylediği de hatırlatıldı. Ancak analizde, bu açıklamanın olası bir ABD-İran çatışmasında söz konusu grupların Kürdistan Bölgesi'ni hedef almayacağına dair güvence oluşturmadığı belirtildi.
Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılar
Analizde, İran ve İran destekli grupların geçmişten bu yana Kürdistan Bölgesi'ndeki siyasi ve askeri hedeflerin yanı sıra enerji altyapısını ve sivil isimleri de hedef aldığına dikkat çekildi.
1994 ve 1996 yıllarında İran'ın KDP-İran (PDKI) mevzilerini savaş uçaklarıyla bombaladığı, 2011'de Devrim Muhafızları'nın Kandil'deki PJAK mevzilerine saldırdığı hatırlatıldı.
28 Eylül 2022'de İran'ın PDKI, Komala ve PAK mevzilerine düzenlediği geniş çaplı saldırılarda en az 17 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. 15 Ocak 2024'te ise Kürt iş insanı Peşrew Dizayi'nin İran'ın balistik füze saldırısında yaşamını yitirdiği aktarıldı.
Analizde ayrıca 28 Şubat 2026'dan itibaren Kürdistan Bölgesi'ne yönelik 1.012 İHA ve füze saldırısı gerçekleştirildiği ve bu saldırılarda 32 kişinin hayatını kaybettiği bilgisine yer verildi.
Hava savunması yeniden gündemde
Analizin sonuç bölümünde, ABD'nin çekilmesinin İran'ın hesaplarını değiştirebileceği ancak bölgenin temel güvenlik sorunlarını ortadan kaldırmayacağı değerlendirmesi yapıldı.
Rojhılatlı Kürt muhalif grupların Kürdistan Bölgesi'ndeki varlığı konusunda Tahran ile karşılıklı kabul gören bir siyasi veya güvenlik düzenlemesi sağlanmadığı sürece yeni saldırı riskinin devam edeceği belirtildi.
KDP ve YNK liderlerinin tarafsızlık politikalarını sürdürdüğü ve Kürdistan topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladığı hatırlatıldı.
Analizde, Kürdistan Bölgesi yönetiminin önümüzdeki dönemde özellikle petrol ve doğal gaz sahaları ile havalimanları gibi kritik noktaların korunması amacıyla hava savunma sistemlerinin kurulması için daha fazla girişimde bulunmasının beklendiği ifade edildi.
Sonuç olarak, Kürdistan Bölgesi'nin hem İran ile Rojhılatlı muhalif gruplar arasında siyasi bir çözüm bulunması hem de hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi yönünde adımlar atmak zorunda kalabileceği değerlendirildi.