Afrin’de Asimilasyon Derinleşiyor: Kürtçe Eğitim Yasaklandı
Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de Geçiş Hükümeti’ne bağlı Eğitim Bakanlığı, Kürtçe eğitimi tüm okullardan kaldırdı. Yerel kaynaklar, kararın resmi duyuru yapılmadan uygulamaya konduğunu bildiriyor. Uzmanlara göre bu adım, Afrin’in Kürt kimliğine yönelik sistematik bir asimilasyonun son halkası.
Suriye’nin kuzeybatısındaki (Rojava) Afrin bölgesinde, Geçiş Hükümeti’ne bağlı Eğitim Bakanlığı’nın aldığı kararla Kürtçe dil eğitimi tüm okullardan kaldırıldı. Yerel kaynaklar, kararın resmi bir açıklama yapılmadan, uygulama yoluyla devreye sokulduğunu bildirdi.
2018 Öncesi: Kürtçe Eğitimin Altın Çağı
Türkiye’nin 2018’deki Afrin harekâtı öncesinde bölge, Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarını geliştirdiği en önemli merkezlerden biri olarak görülüyordu.
2011’den itibaren Kürtçe eğitim resmî hale gelmiş, 2016 yılına gelindiğinde ise tüm dersler Kürtçe olarak verilmeye başlanmıştı. Afrin aynı zamanda Suriye’nin ilk Kürtçe üniversitesine ve öğretmen yetiştirme enstitüsüne de ev sahipliği yapmıştı.
Ancak Mart 2018’de Türkiye’nin bölgeyi kontrol altına almasının ardından yaklaşık 300 bin Kürt yerinden edildi. Eğitim sistemi köklü biçimde değiştirildi; Kürtçe dersler önce sınırlandırıldı, ardından tamamen kaldırıldı.
“Müfredat Birliği” Gerekçesi
Son aylarda Geçiş Hükümeti Eğitim Bakanlığı, “ülke genelinde müfredat birliği” gerekçesiyle yeni bir adım attı. Fakat karar yalnızca Rojava Özerk Yönetimi dışındaki bölgelerde uygulanarak Afrin’de Kürtçe derslerin tamamen kaldırılmasıyla sonuçlandı.
Bakanlık kararı kamuoyuna açıklamazken, gerekçe olarak “müfredat standardizasyonunu” gösterdi. Yerel öğretmenler ise bu adımı “siyasi bir manevra” olarak nitelendirdi.
İronik biçimde, karara imza atan mevcut eğitim bakanının Afrinli bir Kürt olması da dikkat çekti.
Türkiye’nin Artan Etkisi
Afrin’de eğitim alanında Türkiye’nin etkisi giderek artıyor. Gaziantep ve Hatay üniversiteleri bölgede şube açarken, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlar da Türk dili ve kültürünü teşvik ediyor. Afrin’deki eski Kürtçe öğretmen yetiştirme enstitüsünün Kürtçe bölümü ise tamamen kapatıldı.
Tepkiler
Yerel eğitimciler kararı “kültürel hakların sistematik biçimde geriletilmesi” olarak değerlendiriyor. Bir öğretmen, “Eğer hükümet Kürtlerle güven inşa etmek istiyorsa, sembolik değil, pratik adımlar atmalı. Kürtçeyi okullardan kaldırmak, birlikte yaşama inancını yok eder,” dedi.
Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) de karara tepki göstererek Geçiş Hükümeti’ne geri adım çağrısında bulundu. ENKS, Kürtçe eğitimin “temel bir insan hakkı” olduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sözcü Yardımcısı Farhan Haq da “Birleşmiş Milletler, insanların kendi dillerini konuşma ve öğrenme hakkına güçlü biçimde inanıyor,” açıklamasını yaptı.
Toplumsal Güvensizlik Derinleşiyor
Afrin’de yerel eğitim müdürlüğüne göre bölgede 293 okulda 110 binden fazla öğrenci eğitim görüyor. Ancak yeni müfredat politikasıyla birlikte yerel halk ve yönetim arasındaki güven uçurumu daha da büyüyor. Gözlemciler, bu tür uygulamaların bölgedeki kültürel gerilimleri derinleştirdiğini ve “eşitlik ve çoğulculuk” söylemlerinin inandırıcılığını zayıflattığını belirtiyor.
Analiz / Değerlendirme: Dilin Yasaklanması, Bilincin Susturulması
Afrin’de Kürtçe eğitimin kaldırılması, sadece bir müfredat değişikliği değil; bir toplumun hafızasına, kimliğine ve geleceğine vurulan sistematik bir darbedir. Eğitim, bir halkın kolektif bilincini şekillendiren en güçlü araçtır. Kendi anadilinde öğrenmek, bireyin yalnızca bilgiye değil, kimliğine de sahip çıkması anlamına gelir.
Bu nedenle Kürtçe’nin eğitimden silinmesi, doğrudan Kürtlerin toplumsal bilincini hedef alan bir politikadır. Çünkü dil, kültürel varlığın taşıyıcısıdır; dil sustuğunda tarih, edebiyat ve hafıza da sessizleşir.
Afrin’in Kaybı: Bir Coğrafyadan Fazlası
Afrin, Kürtler için yalnızca stratejik bir bölge değil; Rojava Devrimi’nin en canlı laboratuvarı, kültürel özerklik deneyiminin kalbiydi. Kürtçe’nin kamusal hayata yerleştiği, kadın özgürlükçü eğitim modellerinin denendiği, çocukların kendi dillerinde şarkılar söyleyip şiir yazdığı bir şehirdi.
2018’de Afrin’in kaybı, Kürt toplumu nezdinde yalnızca bir toprak kaybı değil, bir kültürel kopuş ve travma yarattı. Bugün Kürtçe’nin tamamen yasaklanması, o travmanın derinleşmiş hâlidir.
Asimilasyonun Sessiz Yüzü: Eğitim
Asimilasyon çoğu zaman silahlarla değil, müfredatlarla yapılır. Bir halkın çocuklarına başka bir dilde “vatan”, “tarih” ve “kimlik” anlatıldığında, o halkın kendi gerçekliği yavaşça silinir. Afrin’deki yeni eğitim politikası tam olarak bunu yapmaktadır.
Türkçe’nin eğitim dili olarak dayatılması, sadece teknik bir tercih değil, ideolojik bir yönelimdir: Kürtleri “öteki” değil, “yok sayılan” konumuna iten bir stratejinin parçasıdır.
Eğitimin Direnç Gücü
Toplumsal bilinç, eğitimle yeşerir. Afrin örneği bize şunu gösteriyor: Eğitim yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil, halkların varlık mücadelesinin zeminidir. Kürt halkı için eğitim, dilin, kültürün ve kimliğin yeniden üretilmesinin aracıdır.
Afrin’deki Kürt öğretmenlerin, öğrencilerin ve ailelerin sessiz direnişi bu yüzden önemlidir — çünkü her dil dersi, her Kürtçe kelime, asimilasyona karşı bir hatıradır.
Afrin’de bugün yasaklanan şey yalnızca bir dil değil; bir halkın kendi varlığını anlamlandırma biçimidir. Ve bu yasak, uzun vadede yalnız Kürtler için değil, bölgedeki tüm halklar için ortak bir hafıza kaybına dönüşmektedir.
Geleceğe Dair Bir Uyarı
Suriye Geçici Hükümeti’nin Kürtçe konusunda aldığı bu karar, yalnızca bugüne dair değil, geleceğe dair bir uyarı niteliği taşımaktadır. Kürtçe’nin eğitim sisteminden dışlanması, Kürtlere yönelik daha geniş çaplı baskı ve kontrol politikalarının öncülü olarak görülmelidir.
Bir dilin kamusal alandan silinmesi, genellikle kültürel ve siyasal alanlarda da yeni kısıtlamaların habercisidir. Afrin’de başlayan bu süreç, eğer engellenmezse, Kürtlerin kamusal görünürlüğünü ve siyasal hak taleplerini bastırmayı hedefleyen daha kapsamlı bir planın parçasına dönüşebilir.
Afrin’de bugün yasaklanan şey yalnızca bir dil değil; bir halkın kendi varlığını anlamlandırma biçimidir. Ve bu yasak, uzun vadede yalnız Kürtler için değil, bölgedeki tüm halklar için ortak bir hafıza kaybına dönüşmektedir.