Bakırhan, PKK'lilerin Türkiye'ye dönüşü için ilk kez takvim verdi!

Bakırhan, PKK'lilerin Türkiye'ye dönüşü için ilk kez takvim verdi!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK’lıların Türkiye’ye dönüşü için ilk kez takvim verdi: “İlk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını bekliyoruz. Ekim ayının başlangıç olabileceğini düşünüyorduk, bu beklentimiz bütünüyle ortadan kalkmış değil.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Evrensel’den Dilan Temiz’e verdiği röportajda çözüm sürecinde gelinen aşama, silahsızlanma takvimi, PKK’lilerin Türkiye’ye dönüşü, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü, Selahattin Demirtaş’ın eleştirileri, yeni anayasa tartışmaları ve muhalefete yönelik operasyonlar hakkında açıklamalarda bulundu.

Bakırhan’ın röportajdaki en dikkat çekici açıklaması, PKK’lilerin Türkiye’ye dönüşlerinin ne zaman başlayabileceğine ilişkin oldu.

Bakırhan, ilk dönüşlerin kış başlamadan gerçekleşmesini beklediklerini söyledi:

“Biz ilk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını bekliyoruz. Açıkçası ekim ayının bu açıdan bir başlangıç olabileceğini düşünüyorduk. Bu beklentimiz bütünüyle ortadan kalkmış değil.”

Ancak dönüşlerin tamamının Türkiye’ye yapılıp yapılmayacağı ve hangi grupların hangi takvimle geleceği konusunda henüz kesinleşmiş bir plan olmadığını belirten Bakırhan, ayrıntıların ilgili kurullar ve taraflar arasındaki görüşmeler sonucunda ortaya çıkacağını söyledi.

“Kimse belirsizliğe dönmez”

Bakırhan’a göre Meclis’ten geçen çerçeve yasa dönüşlerin hukuki zeminini oluşturdu ancak tek başına yeterli değil:

“Çerçeve yasa bunun hukuki kapısını açtı; fakat kapının açılmasıyla insanların içeri girmesi aynı şey değil. Çünkü kimse belirsizliğe dönmez. İnsanlar, yarın başına ne geleceğini bilmediği bir yere değil; hukuku, statüsü ve güvencesi belirlenmiş bir zemine döner.”

Silahların nerede ve hangi yöntemle bırakılacağı, farklı bölgelerde bulunan PKK’lilerin nasıl hareket edeceği, Türkiye’ye dönenlerin hukuki statülerinin ne olacağı ve güvenlik ile denetim mekanizmalarının nasıl işleyeceğinin önceden belirlenmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, gecikmeler konusunda da uyarıda bulundu:

“Teknik hazırlık için gereken zaman, siyasi ertelemeye dönüşürse süreç aşınır.”

Bakırhan, Kuzey İrlanda örneğini hatırlatarak silahsızlanma tartışmalarının orada yedi yıla yayıldığını söyledi ve Türkiye’de sürecin belirsizliğe bırakılmaması gerektiğini savundu.

“Öcalan’ın koordinatör sıfatıyla çalışmasını bekliyoruz”

Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın bundan sonraki aşamada üstlenmesini bekledikleri rolü de açık biçimde tarif etti.

Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı ve PKK’nin aldığı kararlar üzerindeki etkisine dikkat çeken Bakırhan şöyle konuştu:

“Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının oluşturulması gerekir. Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyonu’nda Sayın Öcalan’ın koordinatör sıfatıyla çalışmasını bekliyoruz.”

Bakırhan, Öcalan’ın süreçteki katkısının yalnızca silah bırakmayla sınırlı olmadığını, siyasallaşma ve demokratikleşme aşamalarını da kapsaması gerektiğini söyledi.

“40 yıllık çatışma iki yılın günlük temposuyla ölçülemez”

Sürecin 1 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti grubuyla tokalaşmasıyla başlayan aşamasının ikinci yılını doldurmasını da değerlendiren Bakırhan, iki yılda atılan adımların küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.

PKK’nin fesih ve silah bırakma kararları ile Meclis’in sürece dahil olmasını önemli gelişmeler olarak değerlendiren Bakırhan:

“40 yılı aşan bir çatışmayı iki yılın günlük temposuyla ölçemeyiz. Barış süreçlerinde bazen bir ay çok uzun görünür; tarihe dönüp baktığınızda ise iki yıl çok kısa bir zamandır” dedi.

Ancak demokratikleşme konusunda yeterli mesafe alınmadığını da kabul eden Bakırhan, “Barışta sabır gereklidir ama belirsizlik değildir” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın eleştirileri: “Yolu eleştirmek, yürümekten vazgeçmek değildir”

Bakırhan, Edirne Cezaevi’ndeki Selahattin Demirtaş’ın son dönemde yaptığı ve sürecin işleyişine yönelik eleştiriler olarak yorumlanan açıklamalarını da değerlendirdi.

Demirtaş’ın tahliyesinin “bir lütuf değil, hukukun borcu” olduğunu söyleyen Bakırhan, Demirtaş ile parti arasında süreç konusunda bir ayrışma olduğu yorumlarına karşı çıktı:

“Demirtaş’ın gidişata dair eleştirileri olabilir; bizim de var ve bunları her gün açıkça söylüyoruz. Fakat bunu bir süreç karşıtlığı olarak yorumlayanlar haksızlık yapmış olur.”

Bakırhan, “Demirtaş, barış sürecinin başarıya ulaşması için açık biçimde sorumluluk alan yol arkadaşımızdır. Yolu eleştirmek, yürümekten vazgeçmek değildir” dedi.

Özgür Özel’e cevap: “Mesele konut değil, konum”

Bakırhan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Öcalan’ın İmralı’daki koşullarının iyileştirilmesi yerine Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi tutukluların tahliyelerine öncelik verdiğini söylemesine de cevap verdi.

“Mesele konut değil, konum” diyen Bakırhan, Öcalan ile Demirtaş’ın karşı karşıya getirilmesine itiraz etti:

“Sayın Öcalan bu sürecin baş müzakerecisi; elli yıllık bir mücadelenin siyasi, ideolojik ve teorik yönünü belirleyen bir önder. Sayın Demirtaş ise bu halkın demokratik siyasette yetiştirdiği, hepimizin değer verdiği bir yol arkadaşımız.”

Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve diğer siyasi tutukluların özgürlüğünün bir hukuk meselesi olduğunu söyleyen Bakırhan, Öcalan’ın çalışma koşullarının ise yürütülen sürecin ayrı bir başlığı olduğunu savundu.

Yeni anayasa: “Bir kişinin seçilip seçilmesine sıkıştırılmamalı”

Bakırhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açabileceği tartışmaları eşliğinde gündeme gelen yeni anayasa konusunda DEM Parti’nin yetkili organlarında henüz son bir değerlendirme yapılmadığını söyledi.

Partinin ilkesel olarak demokratik yeni bir anayasayı savunduğunu belirten Bakırhan:

“Türkiye’nin kati ihtiyacı olan anayasayı seçme-seçilme tartışmasına sıkıştırmak doğru değil” dedi.

Yeni anayasanın güçler ayrılığı, yerel demokrasi ve kapsayıcı vatandaşlık gibi konuları içermesi gerektiğini belirten Bakırhan, partisinin tutumunu şu sözlerle tarif etti:

“Yeni anayasa mevzusunda ne siyasi ajanda dayatma hatasına düşülmeli; ne de ‘küstüm, oynamıyorum’ apolitikliğine düşülmelidir. Anayasa bir seçimden, bir kişinin seçilip seçilmemesinden daha ötede bir gerekliliktir.”

“Muhalefete yargı baskısı barış sürecine güveni azaltıyor”

Bakırhan, iktidarın muhalefete yönelik yargı operasyonlarının devam ettiği bir ortamda barış sürecine toplumsal güven sağlanmasının zorlaştığını da söyledi:

“Muhalefete, eleştirel düşünen-söyleyen-eyleyenlere karşı yargısal süreçlerin işletilmesi barış sürecine olan güveni ve katkıları azaltıyor.”

Buna rağmen barış ihtimalinden vazgeçmeyeceklerini belirten Bakırhan, “Barış ihtimali milyarda bir bile varsa sonuna kadar diretmemiz gerekiyor” dedi.