Sebahat Tuncel: Rojava’da Kürtlerin emperyalistlerle ittifakı taktiktir'
Sebahat Tuncel, Rojava’daki gelişmelerin Türkiye’deki süreci kritik bir eşikten döndürdüğünü belirterek, Kürtlerin emperyalist güçlerle kurduğu ilişkilerin “taktik” olduğunu, esas hedefin ise anayasal güvenceye kavuşmuş demokratik ve yerinden yönetim modeli olduğunu söyledi.
T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Sebahat Tuncel, Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin Rojava’daki gelişmelerle birlikte kritik bir eşikten döndüğünü söyledi. Tuncel’e göre, 30 Ocak öncesinde masanın devrilme ihtimali vardı ve Suriye’de Kürtlere yönelik saldırılar durdurulamasaydı süreç tamamen kopabilirdi.
“Rojava’da emperyalistlerle ilişki taktik, stratejik değil”
Tuncel, Rojava yönetiminin ABD, İsrail, Rusya ve bazı Batılı aktörlerle kurduğu ilişkilerin stratejik değil taktik nitelikte olduğunu savundu. Kürt hareketinin esas stratejik ittifakının halklarla ve demokratik güçlerle olduğunu belirten Tuncel, “Emperyalist güçlerle ilişkiler zorunluluklardan doğar; güven üzerine değil, çıkarların kesiştiği zeminde yürür” dedi.
Abdullah Öcalan’ın hiçbir güçle stratejik ittifak önermediğini, ancak zorunlu hallerde diplomatik ilişki kurulabileceğini söylediğini aktaran Tuncel, “Öcalan öz güce dayanmayı esas alır, hiçbir güce güvenilmemesi gerektiğini vurgular” ifadelerini kullandı.
“İngiltere Orta Doğu dizaynında hâlâ etkili”
Orta Doğu’daki yeniden yapılanma tartışmalarına değinen Tuncel, İngiltere’nin tarihsel rolüne dikkat çekti. 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu ve Sykes-Picot Anlaşması’nın bölgenin bugünkü sorunlarının temelini oluşturduğunu savunan Tuncel, Suriye’deki son gelişmelerin de bu tarihsel arka plandan bağımsız ele alınamayacağını söyledi.
Ahmed El Şara’nın bir anda “kabul edilebilir lider” olarak öne çıkarılmasını da eleştiren Tuncel, bunun emperyalist müdahalenin parçası olduğunu öne sürdü.
“Öcalan hem müzakere ediyor hem mücadele ediyor”
Tuncel, Öcalan’ın devletle yürütülen diyalog sürecinde temel hedefinin silahlı zeminden demokratik siyasete geçiş olduğunu belirtti. Öcalan’ın Rojava yönetimiyle görüşme talebinin olduğunu, doğrudan temasın kamuoyuna yansımamış olsa da dolaylı yollarla görüş alışverişi yapılmış olabileceğini söyledi.
Suriye’de Kürtlerin yerel demokrasi deneyiminin anayasal güvenceye kavuşmasının temel hedef olduğunu belirten Tuncel, demokratik ve çok kimlikli bir anayasa ile güçlü yerel yönetimlerin çözümün anahtarı olduğunu ifade etti.
“Devlet demokratik çözümden söz etmiyor”
Tuncel’e göre devlet, süreci demokratikleşme ekseninde değil, silah bırakma merkezli ve “negatif barış” anlayışıyla yürütüyor. Kürtlerin eşit yurttaşlık temelinde haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmadığını savunan Tuncel, “Devlet inkâr politikalarından vazgeçtiğini açıkça söylemiyor” dedi.
Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve gelmesinin politikayı değiştirmeyeceğini belirten Tuncel, kararların esas olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından alındığını söyledi.
“PKK feshetti ama koşullar oluşturulmadı”
PKK’nin fesih kararına rağmen Kandil’de varlığını sürdürmesine ilişkin tartışmalara da değinen Tuncel, “Fesih tamamlandı ama demokratik siyasete katılım için gerekli yasal düzenlemeler yapılmadı. Yasa çıkarmayan devlet” dedi.
Diasporadaki siyasetçilerin ve gerillaların dönüşü konusunda güven sorunu bulunduğunu belirten Tuncel, geçmişte gelen “barış gruplarının” tutuklanmasını hatırlattı.
“Umut hakkı yalnızca Öcalan’la ilgili değil”
‘Umut hakkı’ tartışmasının sadece Öcalan’a indirgenemeyeceğini ifade eden Tuncel, 25 yılı dolduran çok sayıda mahpus için de bu hakkın geçerli olduğunu söyledi. Öcalan’ın özgürlüğünü hiçbir zaman kişisel mesele olarak ele almadığını, bunu “toplumun özgürlüğü” bağlamında değerlendirdiğini vurguladı.
“Kürtler artık kendisine oy vermeli”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası anayasa değişikliği hamleleri üzerinden Kürt oylarını yeniden konsolide etmeye çalışabileceği iddialarına ilişkin Tuncel, Kürtlerin artık bir partiyi iktidara taşımak zorunda olmadığını savundu. “Kürtler artık kendisine oy vermeli” diyen Tuncel, stratejik ittifaklarla kendi programını iktidar alternatifi haline getirmesi gerektiğini ifade etti.
“Rejim 2015’te değişti”
Türkiye’de demokratik gerilemenin 2015’te çözüm masasının devrilmesiyle başladığını belirten Tuncel, o tarihten sonra rejimin yön değiştirdiğini savundu. Parlamento’nun etkisizleştiğini, demokratik muhalefetin baskı altına alındığını ifade eden Tuncel, çözümün halkların birleşik ve örgütlü mücadelesinde olduğunu söyledi.
Tuncel’e göre süreç hâlâ tamamen kapanmış değil; ancak Suriye ve bölgedeki gelişmeler nedeniyle kırılgan bir aşamada ilerliyor. “Süreç ipten döndü ama tehlike geçmiş değil” diyen Tuncel, Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesinin anayasal güvence sağlanana kadar süreceğini vurguladı.