Peşmerge: ‘Biz kendi bağımsızlığımız için savaşıyoruz’
Kürt tarihinin en kritik dönemeçlerinden biri olan 1974-1975 savaşı, sadece cephedeki çarpışmalarla değil, aynı zamanda uluslararası gözlemcilerin tanıklıklarıyla da hafızalarda yer edindi. İsveç’te yayınlanan "Aktuell Fotografi" dergisinin Mart 1975 tarihli 3. sayısında yer alan bu çarpıcı makale, bir halkın varoluş mücadelesini "dışarıdan bir gözle" tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Gazeteci Göran Lundin’in kaleme aldığı ve fotoğrafçı Lars Heslemark’ın objektifinden süzülen karelerle desteklenen bu çalışma, Mele Mustafa Barzani liderliğindeki Peşmergelerin kararlılığını, dönemin küresel güç dengelerini ve Kürt toplumunun feodal yapıdan ulusal bir bilince evrilme sürecini analiz ediyor.
Cezayir Anlaşması’nın hemen öncesindeki o fırtınalı günlere ışık tutan bu tarihi belgeyi, Kawa Emin Gulçin’in İsveççeden Kürtçeye kazandırdığı notlar üzerinden Türkçeye çevirdik.
İşte 49 yıl öncesinden gelen o dikkat çekici tanıklık:
Tarihin objektifinden bir halkın direnişi: 1975 yılında Kürdistan dağlarında bir İsveçli gazeteci
Kürdistan'da şiddetli bir savaşın devam etmesine karşın, dünya basını bu çatışmaları yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor. Bir gazeteci olarak Kürdistan'ı ziyaret ettiğinizde sizi sıcak bir kucaklamayla karşılamalarının bir nedeni de budur. Diğer yandan Kürtler, son derece şefkatli ve dışa açık insanlar olarak bilinir. Misafiri geri çevirmezler; cephe hatlarında komutanları ve peşmergeleri ziyaret ettiğimiz süre boyunca da durum tam olarak böyleydi.
Yaşadıkları sıkıntıları ve verdikleri mücadeleyi anlatabileyim, böylece ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesinler diye hepsi sıraya girip fotoğraflarını çekmeme izin veriyordu.
"Arap halkı bizim düşmanımız değildir, asıl düşmanımız Bağdat rejimidir. Baas rejimini devirmeli, ardından Araplarla omuz omuza vererek halk tarafından seçilmiş bir yönetimin olduğu demokratik bir Irak inşa etmeliyiz. Baas rejimi bugüne kadar seçim yapmaya hiçbir zaman cesaret edemedi."
Yaklaşık bir yıldır Kuzey Irak'ta (Güney Kürdistan) Kürt peşmergeleri ile Irak rejimi arasında ağır bir savaş yaşanıyor. Irak, ordusunun yaklaşık üçte ikisini, yani 50 bin civarındaki peşmergeye karşı 60 binden fazla askerini sahaya sürmüş durumda.
Irak ordusu, Sovyetler Birliği tarafından silah ve askeri gözlemciler/danışmanlar aracılığıyla destekleniyor. Kürtler ise Irak'ın rakibi olan komşu ülke İran'dan yardım alıyor. Kürt dağlarında süren bu savaşın, şu an dünya üzerinde devam eden en çetin savaş olduğunu söyleyebiliriz. Irak, var gücüyle, bombalar, ağır toplar ve devasa cephanesiyle aralıksız bir şekilde Peşmerge mevzilerini dövüyor. Savaşın en başından beri napalm ve yangın bombaları kullanıyorlar.
Son zamanlarda Kürtler de tanksavar roketleri ve orta menzilli toplar gibi modern silahlar elde etmeyi başardılar.
Peki, bu savaş ne için yapılıyor?
Savaşın uzun bir tarihi geçmişi var. Kürtler, özerklik talebiyle daha 1930'lu yıllardan itibaren ayaklanmalara başladılar. O zamandan bu yana da ulusal haklarını talep ederek Irak ordusuyla defalarca karşı karşıya geldiler. Ortadoğu'daki Kürt nüfusu yaklaşık 14 milyona ulaşıyor; bu nüfus Türkiye, Suriye, İran ve Irak ülkelerine dağılmış durumdadır. Irak'taki Kürt nüfusu ise yaklaşık 2 milyon 500 bin kişidir.
Ortak bir dile, kültüre ve tarihe sahipler. Geçmişte Kürdistan ağırlıklı olarak aşiret ve feodaliteye dayalı bir toplum yapısına sahipti. Ancak petrol endüstrisi üretiminin gelişmesi ve Kürt bölgelerinin yeraltı kaynakları bakımından zengin olması nedeniyle, kapitalizm giderek feodal ilişkileri sıkıştırıp çözülmeye uğratıyor. Ulusal mücadele, birbirine rakip olan aşiretlerin bir araya gelmesini sağladı. Irak'taki Kürtler, bu uğurda ağır bir mücadele vererek siyasi ve kültürel anlamda geniş çaplı özgürlükler kazandılar.
Son savaşın yeniden başlamasının ise karmaşık bir arka planı var. Kısaca özetlemek gerekirse; Irak rejimi 1970 yılındaki barış anlaşmasının tüm maddelerini uygulamak istemedi. Ayrıca Kürtlerin siyasi liderini ortadan kaldırmak için defalarca girişimde bulundu. Bugün Kürtlerin mücadelesine Kürdistan Demokrat Partisi ve onun lideri Mustafa Barzani öncülük etmektedir.
Parti kendini sosyal demokrat bir yapı olarak tanımlıyor ve siyasi programında feodalizme ile emperyalizme karşı olduğunu beyan ediyor.
Kürtlerin (baskıcı Şah rejiminin) desteğini kabul etmelerinin sebebini ise, bu destek olmadan "kendi varlıklarını koruyamayacakları" gerçeğine bağlıyorlar.
Şu soruyu soruyorlar: "İdealist davranıp bize uzatılan yardımları geri çevirerek yok oluşa mı gitmeliyiz?"
Fotoğraf: Lars Heslemark
Yazı: Göran Lundin
İsveççeden (Kürtçeye) Çeviren: Kawa Emin Gulçin
Kaynak Dergi: Aktuell Fotografi, Sayı 3, Mart 1975
/Rudaw