Trump’ın İran’a karşı Kürt stratejisinden vazgeçmesinde Türkiye’nin rolü ne?

ABD’nin İran’a yönelik stratejisinde Kürt grupların rolü tartışma konusu olurken, Ankara’nın bu seçeneğe karşı tutumunun Washington’un kararlarını etkileyip etkilemediği sorgulanıyor.

Trump’ın İran’a karşı Kürt stratejisinden vazgeçmesinde Türkiye’nin rolü ne?

ABD’nin İran’a yönelik stratejisinde Kürt grupların rolü tartışma konusu olurken, Ankara’nın bu seçeneğe karşı tutumunun Washington’un kararlarını etkileyip etkilemediği sorgulanıyor.

Missouri Eyalet Üniversitesinde akademisyen David Romano, The Jerusalem Strategic Tribune için kaleme aldığı analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik stratejisinde Kürt faktöründen geri adım atmasının arkasında Türkiye’nin etkili olabileceğini öne sürdü. Romano’ya göre savaşın ilk günlerinde İranlı(Rojhılatlı) Kürt grupların sahada kullanılmasına sıcak bakan Washington, kısa sürede bu yaklaşımı terk etti.

Romano, İran’da rejim değişikliğinin yalnızca hava saldırılarıyla mümkün olmayacağını, sahada “yerel bir kara gücüne” ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu noktada İranlı Kürt silahlı grupların en organize ve etkili muhalif güçler arasında yer aldığını vurgulayan Romano, bu grupların desteklenmesi halinde İran’ın kuzeybatısında bir “özgür bölge” oluşturulabileceğini ifade etti.

Kürt stratejisi ve ABD’nin geri adımı

Analize göre, Rojhılatlı Kürt gruplar ABD ve İsrail’in hava desteğiyle İran içinde ilerleyebilir ve bu durum ülke genelinde bir ayaklanmayı tetikleyebilir. Romano, böyle bir senaryonun İran ordusu içinde çözülmelere yol açabileceğini ve rejim karşıtı unsurların bu bölgelere yönelmesini sağlayabileceğini belirtti.

Ancak Trump yönetimi kısa sürede bu seçeneğe mesafe koydu. Romano, bu değişimde Recep Tayyip Erdoğan ile kurulan yakın ilişkinin ve Ankara’nın baskısının etkili olmuş olabileceğini savundu.

Türkiye’nin itirazı belirleyici oldu

Romano’ya göre Türkiye, İran’da Kürtlerin güç kazanacağı herhangi bir senaryoyu ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. Özellikle PKK ile bağlantılı olduğu değerlendirilen yapıların(PJAK) güçlenmesi, Ankara açısından kabul edilemez bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Analizde, Türkiye’nin NATO üyesi olması ve Washington ile stratejik ilişkileri nedeniyle bu itirazlarının ABD politikası üzerinde etkili olduğu ifade edildi. Romano, bu durumun ABD’nin sahada en etkili olabilecek seçeneği devre dışı bırakmasına yol açmış olabileceğini belirtti.

Kürtlerin şartı: Güvence

Romano’ya göre Rojhılatlı Kürt gruplar, ABD ile iş birliğine tamamen kapalı değil ancak geçmiş deneyimler nedeniyle temkinli yaklaşıyor. Özellikle Suriye’de ABD’nin Kürt gruplarla iş birliğini sonlandırması ve Türkiye’nin operasyonlarına engel olmaması, ciddi bir güvensizlik yarattı.

Bu nedenle Kürt grupların, İran’da harekete geçmek için ABD’den siyasi ve askeri güvenceler talep ettiğini belirten Romano, bu güvencelerin başında hava koruması ve dış müdahalelere karşı destek geldiğini ifade etti.

Romano, İran’da kısa vadede rejim değişikliği sağlayabilecek en olası senaryonun, yerel Kürt güçlerin öncülüğünde başlayacak bir hareket olduğunu savundu. Bu modelin, geçmişte Irak’ta Saddam Hüseyin’e karşı yürütülen muhalefet stratejisine benzerlik taşıdığına dikkat çekti.

Ancak analiz, bu yaklaşımın yüksek riskler barındırdığını da vurguluyor. Türkiye’nin karşı çıkışı, İran’ın sert askeri tepkisi ve ülke içindeki etnik-siyasi bölünmeler, böyle bir planın uygulanmasını zorlaştıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor.