Diyarbakır’da Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı

Diyarbakır’da Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı
Foto:Rudaw

Ortadoğu’da dengelerin yeniden şekillendiği ve bölgesel gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde, 14 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır’da bir araya gelen Kürt siyasi parti ve oluşumları "Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı"nı gerçekleştirdi. Konferansın, Kürt ulusal birliğine ve çözüm perspektiflerine dair önemli mesajlar içeren kapsamlı bir sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.

Özçelik’ten "kritik süreçte birlik" vurgusu

Konferans bildirgesinin açıklanmasından önce değerlendirmelerde bulunan Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) Genel Başkanı Mustafa Özçelik, içinden geçilen dönemin hassasiyetine dikkat çekti. Ortadoğu’da güç dengelerinin sarsıldığı ve sınırların yeniden tartışıldığı bu tarihsel eşikte Kürtlerin ulusal birlik içinde hareket etmesinin hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Özçelik, Kürt milletinin bu kritik dönemeçte ancak bir araya gelerek kazanım elde edebileceğini ve riskleri bertaraf edebileceğini ifade etti.

Bildirgede "statüko sürdürülemez" Mesajı

PÊLKURD, Bağımsız Gençlik Platformu (PCS), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) ve Bağımsız Kürdistani Şahsiyetlerin imzasıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde öne çıkan başlıklar şu şekilde oldu:

Tarihsel süreç ve asimilasyon politikaları

Bildirgenin girişinde, Kürt milletinin iki yüz yıla yaklaşan özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin katliamlar, zorunlu göçler ve asimilasyon politikalarıyla bastırılmaya çalışıldığı hatırlatıldı. Ancak tüm ret, inkâr ve imha politikalarına rağmen Kürt milletinin kendi ülkesinde kendini yönetme iradesinin kırılamadığı vurgulandı. Uluslararası ve bölgesel gelişmelerin, Kürt milletinin haklarını yok sayan statükonun artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyduğu belirtildi.

Bildirgede, Türk Devleti’nin başlattığını ilan ettiği sürecin eleştirisi yapıldı. Bu sürecin Kürt milletinin siyasi statü, kendini yönetme hakkı ve milli-demokratik özgürlüklerini anayasal güvenceye kavuşturmadığı; aksine zamana yayılan bir "oyalama ve erteleme stratejisi" olduğu ifade edildi. Ayrıca çözümün "demokratik cumhuriyet", "demokratik ulus" ve "demokratik entegrasyon" gibi kavramlara hapsedilmesinin de Kürt milletinin ulusal talepleriyle ve siyasi statü hakkıyla örtüşmediğinin altı çizildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Böylesi bir tablo karşısında; dünyadaki benzer sorunların çözümünde olduğu gibi Kürd milletinin de özdeş ve eşitliğe dayalı bir siyasi statü ile kendi kendini yönetmesi en doğal ve meşru hakkıdır. Bu anlamda Kürd milletinin kendi ülkesinde ulusal-demokratik bir yönetimle hak ve özgürlüklerine kavuşması, Kürd ve Kürdistani toplumsal bileşenler ile dinamikleri açısından ertelenemez tarihsel bir görevdir.

Bu çerçevede; Kürd milletinin kendi geleceğini belirleme ve kendisini yönetme hakkını savunan siyasi parti, grup ve şahsiyetler olarak 14 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır’da bir araya gelerek Kuzey Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı’nı gerçekleştirdik.”

14 Mart Konferansı'nda yapılan tartışmalar neticesinde katılımcıların oy birliğiyle aldığı kararlar bildirgede şu şekilde sıralandı:

*Güçlü Birlik İradesi ve Kurumsallaşma: Katılımcılar, Kürt ulusal birliğinin sağlanması yönünde güçlü bir irade beyan etmiş; bu iradenin kapsayıcı ve kurumsal bir ulusal temsil mekanizmasına dönüşmesi kararlaştırılmıştır.

* Girişim Komitesi Yetkilendirildi: Alınan kararların hayata geçirilmesi amacıyla oluşturulan Girişim Komitesi, genişletilerek saha çalışmaları yapmak ve ulusal birliği kurumsallaştırmak üzere oy birliği ile yetkilendirilmiştir.

*Geniş Katılımlı Diyalog: Konferans bileşenleri dışında kalan ancak benzer yaklaşımları benimseyen siyasi parti, grup, kurum ve şahsiyetlerle diyalog geliştirilmesi ve geniş katılımlı bir ulusal temsil platformu oluşturulması hedeflenmiştir.

*Meşru ve Sivil Zemin: Kürt milletinin kendi kendini yönetme talebi açıkça ortaya konmuş; ulusal-demokratik mücadelenin tamamen siyasal, sivil ve meşru bir zeminde yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.

* Eylem Programı: Hak arayışını ulusal ve uluslararası düzleme taşıyacak etkili, kapsamlı ve uygulanabilir bir eylem programının hazırlanması kararlaştırılmıştır.

* Parçalar Arası Dayanışma: Kürdistan’ın diğer parçalarındaki ulusal mücadele ile her türlü dayanışma, işbirliği ve diyalog içinde olmanın tarihi bir sorumluluk olduğu yinelendi.

Kamuoyuna ortak temsiliyet çağrısı

Kuzey Kürdistan Ulusal Birlik Girişim Konferansı sonuç bildirgesi, tüm siyasi ve toplumsal kesimlere yapılan tarihi bir çağrı ile son buldu:

"Kamuoyunu ve Kürdistan halkımızı bu tarihsel sorumluluğa omuz vermeye; ortak bir ulusal temsil kurumunun oluşturulması için tüm siyasi ve toplumsal kesimleri bu sürece katkı sunmaya davet ediyoruz." /Rudaw