İran savaşının Kürdistan Bölgesi’ne maliyeti
İran ve İran yanlısı Iraklı milislerin haftalar süren saldırıları Kürdistan Bölgesi’nde can kayıplarına, enerji krizine ve ekonomik daralmaya yol açtı. Saldırılar aynı zamanda Erbil-Bağdat hattındaki siyasi gerilimi de tırmandırdı.
İran ile ABD arasındaki savaşın yankıları Kürdistan Bölgesi’nde ağır bir tablo ortaya çıkardı. Son altı haftada İran ve İran destekli Iraklı milislerin düzenlediği yoğun füze ve insansız hava aracı saldırıları, bölgedeki ekonomik ve sosyal dengeleri derinden sarstı.
Savaş izleme kuruluşu Community Peacemaker Teams (CPT- Toplumsal Barış İnşa Ekipleri) verilerine göre, çatışmanın ilk ayında Kürdistan Bölgesi’ne en az 474 saldırı düzenlendi. Bu saldırılarda 17 kişi hayatını kaybederken 93 kişi yaralandı. Saldırıların büyük bölümü Erbil ve Süleymaniye vilayetlerini hedef aldı.
Saldırıların hedefi: üsler, siviller ve enerji altyapısı
Saldırıların önemli bir kısmı ABD ve koalisyon güçlerinin bulunduğu askeri noktalar ile diplomatik tesislere yönelirken, Kürt güvenlik güçlerine ait üsler ve sivil altyapı da hedef alındı.
Peşmerge güçlerine ait bazı üsler doğrudan vurulurken, petrol sahaları ve rafineriler gibi ekonomik açıdan kritik tesisler de saldırılardan nasibini aldı. Nisan ayı başında Erbil’de bir kafeye düşen drone, saldırıların sivil yaşam üzerindeki doğrudan etkisini gözler önüne serdi.
İranlı (Rojhılatlı) Kürt siyasi gruplar da hedef alınan unsurlar arasında yer aldı. Bu saldırıların, söz konusu grupların olası bir askeri harekâta katılımını engellemeyi amaçladığı değerlendiriliyor.
Enerji krizi ve ekonomik darbe
Saldırıların en ciddi etkilerinden biri enerji alanında hissedildi. Kor Mor doğalgaz sahasında üretimin durdurulması, bölge genelinde elektrik kesintilerine yol açtı. Aynı zamanda mutfak tüpü tedarikinde de ciddi aksamalar yaşandı.
Petrol sahalarına yönelik saldırılar ise Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) gelirlerini düşürürken, bölgede faaliyet gösteren uluslararası enerji şirketlerini de olumsuz etkiledi.
Savaşın turizm ve ticaret üzerindeki etkisi de dikkat çekti. Newroz ve Ramazan Bayramı dönemine denk gelen süreçte bölgeye turist akışı ciddi şekilde azaldı. Eğitim kurumları güvenlik gerekçesiyle kapatılırken, dersler çevrim içi ortama taşındı.
Toplumsal baskı ve belirsizlik
Sürekli devam eden hava saldırıları, drone sesleri ve savaş uçaklarının yarattığı gürültü, bölge halkı üzerinde ciddi psikolojik baskı oluşturdu. Birçok kişi daha güvenli gördükleri küçük yerleşim yerlerine gitmeyi tercih etti.
Her ne kadar bölge halkı geçmişteki çatışmalara alışkın olsa da, mevcut durum günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir belirsizlik ortamı yarattı.
Saldırılar sadece güvenlik ve ekonomiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda siyasi gerilimi de artırdı. İran destekli milislerin eylemleri, Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlıkları daha da derinleştirdi.
28 Mart’ta Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin konutunun hedef alınması, siyasi tansiyonu yükselten önemli bir gelişme oldu. Olayda can kaybı yaşanmazken, saldırı geniş çapta tepki çekti.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Başbakanı Mesrur Barzani, Bağdat yönetimine milisleri kontrol altına alma çağrısı yaparken, uluslararası topluma da destek çağrısında bulundu.
Geleceğe dair riskler sürüyor
İki haftalık kırılgan ateşkese rağmen bölgede belirsizlik devam ediyor. Ateşkesin bozulması halinde saldırıların yeniden başlaması ve bunun hem ekonomik hem de siyasi krizi derinleştirmesi bekleniyor.
Irak’ta hükümet kurma sürecinin hâlâ tamamlanmamış olması ve Erbil-Bağdat hattındaki anlaşmazlıklar da dikkate alındığında, Irak Kürdistanı’nın önümüzdeki dönemde yeni bir istikrarsızlık sürecine girebileceği değerlendiriliyor.