Kuzey Kore'de sızdırılan insan hakları raporu: ‘K-Pop’ ve ‘Dizi’ nedeniyle idamlar iki katına çıktı
Kuzey Kore hükümetinin, koronavirüs salgınıyla başlayan süreçte vatandaşlarına yönelik idam cezalarını ciddi oranda artırdığı ortaya çıktı. Yayımlanan yeni bir rapora göre, ülkede idam edilme nedenlerinin başında Güney Kore yapımı film ve dizileri izlemek ile "K-Pop" müziklerini dinlemek gibi "kültürel suçlar" geliyor.
Merkezi Seul’de bulunan "Geçiş Dönemi Adaleti Çalışma Grubu" (TJWG) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, Kuzey Kore’nin son beş yıllık infaz bilançosunu gözler önüne serdi.
Sınırların tamamen kapatıldığı pandemi döneminden bu yana uygulanan ölüm cezalarının, salgın öncesi döneme kıyasla iki katına çıktığı saptandı.
Raporda, özellikle yabancı medya içeriklerine erişen veya herhangi bir dini inancı takip eden kişilere verilen idam kararlarında yüzde 250’lik bir artış yaşandığı vurgulandı.
Siyasi eleştiriye 'kurşuna dizilerek' infaz
İdam edilenlerin önemli bir kısmının "siyasi suçlar" ve ülke lideri Kim Jong Un’a yönelik eleştiriler nedeniyle cezalandırıldığı belirtiliyor.
Uzmanlar, bu durumun kapalı kutu olarak nitelendirilen ülkede artan iç huzursuzluğun ve halkın sisteme yönelik tepkisinin bir yansıması olduğunu değerlendiriyor.
Raporun dikkat çeken bir diğer verisi ise infazların gerçekleştirilme biçimi oldu. İdam kararlarının yaklaşık yüzde 75’inin; meydanlar, nehir kenarları ve tarım arazileri gibi kamuya açık alanlarda, halkın gözü önünde kurşuna dizilerek uygulandığı belgelendi.
BM: İnsan hakları durumu daha da kötüleşti
Birleşmiş Milletler (BM), Kuzey Kore’deki insan hakları durumunun son yıllarda hızla kötüleştiğini ve hükümetin temel özgürlükleri kısıtlama konusunda hiçbir geri adım atmadığını açıkladı.
BM yetkilileri, Pyongyang yönetiminin bu sert cezalandırma yöntemlerini topluma korku salmak ve dış dünyayla bağı tamamen koparmak için kullandığını bildirdi.
Kuzey Kore hükümeti ise uluslararası kurumların bu suçlamalarını kesin bir dille reddederek, BM’nin hazırladığı raporların gerçeği yansıtmadığını ve egemenlik haklarına yönelik bir "siyasi operasyon" olduğunu savundu.
Kuzey Kore’deki bu "sessiz çığlık", uluslararası toplumun ve insan hakları örgütlerinin gündemindeki en karanlık başlık olarak kalmaya devam ediyor.