Suriye Eğitim Bakanı: 'Özerk Yönetim mezunlarının diplomaları tanınmalı'

Suriye Eğitim Bakanı Dr. Muhammed Tirko, Kürt olduğunu ve Kürtçe'yi evde ailesiyle konuştuğunu belirterek, “Ben teknokrat bir Kürt akademisyenim. Suriye’deki tüm çocukların eğitim hakkı için çalışacağım” dedi.

Suriye Eğitim Bakanı: 'Özerk Yönetim mezunlarının diplomaları tanınmalı'

Suriye Eğitim Bakanı Muhammed Tirko, Rûdaw TV sunucusu Dilbxwin Dara ile gerçekleştirdiği röportajda, Kürtçe eğitimi, Rojava ve Kürt dilinin eğitim sistemindeki yeri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.   

Tirko, Rojava’nın eğitim sistemi ve bazı sınıfların sınava girmemesine ilişkin yaşanan sorunlara değinen Bakan, “Tüm öğrenciler başka illere gitmek zorunda kalıyor. Bu da halk için büyük bir zorluk. Çocuklarını başka yerlere göndermek çok sıkıntılı. Bu soruna bir çözüm bulmaya çalışacağım” dedi. 

"Önceliğimiz öğrencilerin eğitim hakkı"  

Tirko, tüm Suriye çocuklarının eğitim hakkına sahip olduğunu ve görevini bu anlayışla yürüttüğünü ifade ederek , “Ben Suriye’deki tüm çocukların eğitim bakanıyım. Her çocuğun eğitim hakkı vardır. Devlet bu hakkı sağlamak zorundadır” diye konuştu.

Röportajda Kürtçenin eğitim sisteminde yer alıp almayacağı sorusuna Tirko, “Kürtçe konuşmak, Kürtçe öğrenmek bir halkın hakkıdır. Bu kültürel bir haktır. Dil, kültürel hakların temel parçasıdır” açıklamasında bulundu.

Müfredata Kürt tarihçileri ve şairlerinin de girmesi gerektiğini belirten Triko, “Evet, görmeliyiz. Çünkü önceki rejim Kürtlerin haklarını bastırmıştı. Eğitimde ve kültürde. Bu hükümette, ben de dahil, Suriye halkının tüm kültürel çeşitliliği Suriye için bir güçtür” değerlendirmesinde bulundu.   

Mülteci çocuklar ve eğitim: 2,5 milyon çocuk sistemin dışında            

Bakan Tirko, yerinden edilmiş ve mülteci durumundaki çocukların eğitim sorunundan da bahsederek,  “Suriye’de birçok insan göç etti, yerinden oldu. Resmi verilere göre 2 milyon 500 bin çocuk eğitim sisteminin dışında kaldı. Bu büyük bir sorundur” diyerek, bu konunun öncelikli gündemlerinde olduğunu söyledi.     

Diploma denkliği ve koordinasyon çağrısı 

Rojava’da eğitim gören öğrencilerin diplomalarının tanınıp tanınmayacağı konusuna dair de açıklamalarda bulunan Bakan Tirko, diplomaların denkliğinin teknik bir süreç olduğunu vurguladı.   Triko, “Bu insanların diplomalarına resmi statü kazandırmamız gerekiyor. Lise diploması gibi geçerli olması lazım. Bu konuda çokça soru alıyorum” dedi.         

 Biz şu an Kürtçe konuşuyoruz.       

Teşekkür ederim sana. Evet, Kürtçe konuşuyoruz.

Lütfen Efrin şivesiyle konuşun Sayın Bakan. Bu “Tirko” soyadı nereden geliyor? Birçok kişi senin Kürt değil, Türk olduğunu düşünüyor.        

Adım Muhammed Tirko’dur. Ben Hamam köyündeyim. 1979 yılında Hamam’da doğdum. Hamam, Cindires bölgesine bağlı bir köydür, Efrin’e bağlıdır. Orada doğdum. Biz Kürdüz. Hamam iki köydü: biri Türklerin tarafında, biri bizim tarafta. Bazıları oradan Suriye tarafına geçmiş. Yani Türk tarafından gelenler var. Ama biz tek bir aileyiz.    

Sayın Bakan, sen Şam'ın Zorava Mahallesi’nde mi büyüdün?

Evet, Zorava Mahallesi’nde büyüdüm. Şam’daki okullarda okudum. Efrin şivesiyle çok iyi konuşabiliyorum. İki şiveyle de konuşabilirim. Çünkü birçok arkadaşım Cezire bölgesindendir. Zorava Mahallesi’nde Cezireliler, Kobanêliler ve Efrinliler birlikte yaşıyor. Zorava’da büyüyen biri üç Kürt şivesiyle de konuşabilir.

Evde de Kürtçe konuşuyor musunuz? Annenle Kürtçe konuşuyor musun?

Evet, evde Kurmanci konuşuyoruz. Annemle ve kendi çocuklarımla da Kürtçe konuşuyorum.

Çocuklarınla da Kürtçe konuşuyorsun yani?

Evet, çocuklarımla, ailemle ve arkadaşlarımla Kürtçe konuşuyorum.

Sayın Bakan, siz ne zaman Milli Eğitim Bakanı olacağınızı öğrendiniz? Size kim söyledi?   

Biliyorsun ben Şam Üniversitesi’nde çalışıyordum. Üniversitede sorumluydum. Görüşmeler yapıldı ve beni istediler. İki üç görüşme yaptık, Suriye'de eğitim üzerine projesi olan birini talep ediyorlardı. Çocuklar ve eğitim sorunları üzerine fikirleri olan birisi. Bir plan sundular ve bu planı beğendiler. Sonra bana şu soruyu sordular: "Bu planı nasıl uygulayacaksın? Mekanizması ne olacak?" Plan üzerine beni seçtiler. Ben teknokratım, akademisyenim ve eğitim alanında uzmanım.

Önünüzde çok iş var. Yeni bakan olduğunuz için belki erkendir ama ilk kararınız ne olacak?

Suriye’de eğitim sektörü çok sorunlu. Bazı sorunlar okullarla ilgili, bazıları üst düzey yöneticilerle. Öğretmen sayısı fazla ama kalite sorunu var. Biz öğretmenlerin seviyesini yükseltmeye çalışacağız ki çocukların seviyesi de artsın. Eğer öğretmeni geliştirmezsek, çocuklara iyi bir şey veremeyiz. Öncelikle sorunları araştıracağım. Ben bu tarz çalışırım. Önce araştırırım, sonra karar alırım. İlk işim analiz ve değerlendirme olacak. Sonrasında karar alacağım.

Bir başka önemli konu da şu: Şu anda Suriye hükümeti ile Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi arasında bir anlaşmazlık var. Bu da 9. ve 12. sınıf sınavlarıyla ilgili. Kuzeydoğu’daki öğrenciler bu sınavlara nasıl girecek?

Bu dediğin çok önemli. Dün bu konuda birçok telefon aldım. 9. sınıf ve lise bitirme sınavlarına nasıl gireceklerini sordular. Tüm öğrenciler başka illere gitmek zorunda kalıyor sınav için. Bu da halk için büyük bir zorluk. Çocuklarını başka yerlere göndermek çok sıkıntılı. Bu soruna bir çözüm bulmaya çalışacağım. Bu, geçmişte de gündemimde olan bir konuydu. Ben Suriye'deki tüm çocukların eğitim bakanıyım. Konuşmamda da vurguladım, her Suriye çocuğunun eğitim hakkı vardır. Devlet bu hakkı sağlamak zorundadır. Bu konu sınav sistemiyle ilgilidir. İnşallah buna bir çözüm buluruz, halkın rahat etmesi için.

Sayın Bakan, siz eğitim bakanısınız, bu yüzden önemli bir soru sormak istiyorum. 10 yıldır Kürt çocukları Özerk Yönetimin eğitim sistemiyle eğitim görüyor. Siz bu sistemi tanıyor musunuz? 

Bu çok önemli bir soru, çok sorulan bir konu. Ben özellikle şu döneme dikkat çekiyorum: 2011’den 2024’e kadar alınan diplomalar hakkında. Bu kişilerin Şam Üniversitesi ve diğer Suriye üniverselerine girmesi için uluslararası bir tanıma gereklidir. Bu konuda bir plan yapılmalı. Teknik detayları var: müfredat ne, eğitim düzeyi ne? Bu insanların diplomalarına resmi statü kazandırmamız gerekiyor. Lise diploması gibi geçerli olması lazım. Bu konuda çokça soru alıyorum, özellikle WhatsApp’tan.

Özerk Yönetimin eğitim dairesiyle görüşme gibi bir planınız var mı?    

Elbette bir plan var. Birçok madde var. Ama dediğim gibi ben önce neye öncelik vereceğim? Ne önemli? Öncelikle sınavlar. Sonra diplomalar. Önce ne sorun var, ona bakacağız. Sonra çözüm bulacağız.

Sayın Bakan, şimdi ben bir gazeteciyim ve sen bir eğitim bakanısın. Biz şu anda Kürtçe konuşuyoruz. Bu çok güzel bir şey. Daha önce Suriye’de böyle bir şey olmamıştı. Ama konuştuğumuz bu Kürtçe dili, Suriye’nin genel eğitim sisteminde bir yer bulacak mı?

Bu gerekli bir şey. Elbette bir anlaşmaya ihtiyaç var. Kürtçe konuşmak, Kürtçe öğrenmek bir halkın hakkıdır. Bu kültürel bir haktır. Suriye’nin yeni anayasasında kültürel haklar var. İnşallah bu konuda çalışacağız. Dil hakları ve bu tür meseleler benim de görev alanımda olacak.

Siz Kürt olduğunuz için, halkın sizden böyle bir talebi olması çok normal. Bir Kürt eğitim bakanı varsa, halk der ki çocuklarımız okullarda Kürtçe eğitim almalı. Bunun önünde bir engel olur mu?

Daha önce de söylediğim gibi, bu halkların hakkıdır ve şu anki Suriye anayasasında da bu konu yer alıyor. Kültürel haklar çerçevesinde dil hakkı var. Dil hakkı, kültürel hakların temel parçasıdır.   

Önceki iktidar dönemlerinde Haseke, Kamışlo, Kobani hatta Efrin’deki eğitim yetkilileri genellikle Arap’tı, diğer vilayetlerden gelmişlerdi ve orada yaşıyorlardı. Kürt bölgelerinde görevli eğitim kadrosu Kürt mü olmalı?  

Bu zaten bir sorundur. Orada hem Araplar hem de Kürtler var, değil mi? Başka insanlar da var. Dil ve eğitim dili meselesi çözüm ve araştırma gerektiriyor. Uygulanması için bir mekanizma lazım.

Bazı Kürtlerle görüştüğümde bana diyorlar ki, Kürdistan Bölgesin ’da yaşıyorlar, burada 250 binden fazla Rojavalı Kürt var. Çocukları burada Kürtçe eğitim alıyor ama aileler şunu soruyor: Eğer Rojava’ya, Suriye’ye dönerlerse, çocuklarının geleceği ne olur? Bu çocuklar geri döndüklerinde diplomaları tanınır mı? Bu konuda Kürdistan Bölgesi Eğitim Bakanlığı’yla bir koordinasyon var mı?

Şu anda şöyle bir şey var: Her kim başka bir ülkede eğitim almışsa ve bizim ülkemizde devam etmek istiyorsa, o diplomaların tanınması gerekir. Örneğin, bizde 7. sınıfı okumuş ama senin söylediğin gibi Kürdistan Bölgesi’nde eğitim almış biri buraya gelmek istiyorsa, bizim sistemimize göre 7. sınıfı tamamlamış olması lazım. Ama bazen eksikler oluyor. Biz tamamlamasını isteriz. Bu diplomaların denkliği meselesidir. Oradaki 7. sınıf buradaki 7. sınıfa denk mi? Eksik materyalleri varsa tamamlaması gerekir. Bu konu uluslararası düzeyde de var ve burada da var.

Bir başka konu, siz bakan öldüğünüzde herhangi bir Kürt siyasi tarafı sizinle iletişim kurdu mu?

En başta da söyledim, bu hükümet teknokrat bir hükümettir. Herkes kendi alanında çalışır. Ben bir siyasi partinin veya gücün temsilcisi değilim. Ben bir Kürdüm. Akademisyenim, öğretmenim. Kendi alanım olan eğitimde çalışıyorum. Hükümette siyasi güçlerin temsilcisi değilim. Siyasi güçlerin meselesi uluslararası bir meseledir ve birçok başka konuya bağlıdır. Ben bu hükümette teknokrat bir Kürt bakanım.

Hiçbir Kürt siyasi tarafının sizi desteklemesini istiyor muydunuz? Yardım etmelerini, sizi desteklemelerini?       

En başta da bahsettiğimiz gibi, 9. sınıf ve lise diplomalarının tanınması konusunda mutlaka bir işbirliği gerekir. Biz birbirimizle koordine olmalıyız ki bu sorunu çözelim.

Bir başka konu daha var. Kamışlo’yu, Kobani’yi, Efrin’i, Cezire bölgesini ziyaret edecek misin bakan olarak?

En başta da söylediğim gibi, ben tüm Suriye çocuklarının bakanıyım. Her çocuğun eğitim hakkı vardır. Ben tüm çocukların eğitim hakkına kavuşmasını sağlamak için çalışıyorum. Hatta mülteci çocukların da. Keşke bana mülteci çocuklarla ilgili bir soru sorsaydın, onların durumu nasıl diye. Ben bu konuya çok önem veriyorum.

Zaten sorularım arasında vardı, çok sayıda Kürt ve Kürt olmayan çocuk ülke dışında mülteci olmuş, kamplarda yaşıyor. Onlar için bir planınız var mı? Efrin, Serê Kanî, Girê Spî’den göç etmek zorunda kalan çocuklar çadırlarda yaşıyor. Durumları çok kötü. Eğitimden mahrum kalmışlar. Onlar için ne yapacaksınız?

Doğru, ben de bu konuya çok önem veriyorum. Suriye’de birçok insan göç etti, yerinden oldu, çocukları eğitim alamadı, büyüdüler ama eğitimden mahrum kaldılar. Resmi verilere göre 2 milyon 500 bin çocuk eğitim sisteminin dışında kaldı. Bu büyük bir sorundur. Önümüzdeki dönemde bu konu birinci önceliğimiz olacak. Ama biz bu sorunu tek başımıza çözemeyiz. Uluslararası kuruluşların da yardım etmesi gerekir. İdlib, Haseke ve birçok yerde kamplar var. Bu çocukların da eğitim hakkı vardır. Ben bu konuda bir plan hazırladım ve üzerinde çalışıyoruz. Bu çocukların hakkıdır.

Sayın Bakan, durum çok zor. Kürtler sizden çok şey istiyor. Siz Kürtsünüz, onların hakkı bu. Kürtler haklarını sizden talep ediyor. Örneğin, Suriye eğitim programlarında birçok Arap ve yabancı şair, sanatçı, yazar ve entelektüel tanıtılıyor. Yeni eğitim müfredatında Kürt tarihçileri, şairleri görecek miyiz? Mesela Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî, Şêrxanê Bekas, Cegerxwîn, Seyda Tîrej gibi Kürt şahsiyetleri görecek miyiz?

Evet, görmeliyiz. Çünkü önceki rejim Kürtlerin haklarını bastırmıştı. Eğitimde ve kültürde. Bu hükümette, ben de dahil, Suriye halkının tüm kültürel çeşitliliği Suriye için bir güçtür. Bu çeşitlilik eğitime de yansımalıdır. Belki bilmiyorsunuz ama bizim Şam’da Kürtçe dil kursları var. Bu çok önemlidir. Gelecekte bu konuya daha fazla önem vereceğiz.

Bakanlığınızın ekibinde Kürtler var mı?

Kürtler her yerde var, elbette.

Sayın Bakan, Efrin’e ne zamandır gitmediniz?  

Kalbim Efrin’dedir. 14 yıldır köyüme gitmedim. Bu çok acı verici bir şey. 14 yıldır Suriye’deyim ama köyüme, tarlalarıma gitmedim. Siz de biliyorsun Erin ne kadar güzeldir. Efrin’in suyunu içen, zeytinini yiyen biri 14 yıl nasıl gitmez! İnşallah yakın bir gelecekte mutlaka Efrin’e gideceğim.

Kürtçen hâlâ çok iyi, gerçekten. Arapça kelimeler araya karışıyor, bu çok normal çünkü Şam’da da yaşadın, Zorava’da da yaşadın. Aksanın değişmiş, konuşma tarzın Cezire bölgesindeki Aşitiler gibi. sizi dinlediğimde Kamışlo halkı gibi konuşuyorsun. Ama doktor Muhammed Afrinli değil mi? Neden Cezire halkı gibi konuşuyorsun? Aşitiler gibi?

Doğru. En başta da söyledim, Zorava mahallesinde yaşıyoruz, çocukların aksanı değişiyor. Erken öğreniyorlar. Burada yaşayan insanlar üç aksanla konuşabiliyor, ben ve arkadaşlarım gibi. Biz hem Cezire halkı gibi, hem Arapça, hem de Efrin aksanıyla konuşabiliyoruz. Bu aksanları biliyoruz. Konuştuğumda çoğu insan benim Efrinli olduğumu anlamıyor. Aynı şekilde bazı arkadaşlarım Cezireli olmalarına rağmen Efrin aksanıyla konuşuyorlar ve daha da iyi konuşuyorlar. Bunun sebebi birlikte yaşamaktır. Ben dillere çok meraklıyım.

Sayın Bakan, eğitim bakanı olarak görevin sırasında Kürt diline çok önem vermeni temenni ediyorum. Bu, benimle sizin konuştuğun dil. Bu sizden beklenen bir görevdir.  

Elbette. Dil bizim için çok önemlidir. Dil, bir halkın kültürünün bir parçasıdır. Dil bir milletin kimliğidir. Suriye’de birçok dil var, biz tüm dillere önem vermeliyiz. Bu Suriye için bir güçtür. Bu çok dilli yapı Suriye’yi güçlendirir. Bu da bir medeniyetin derinliğinin kanıtıdır. Almanca diline de çok önem veriyorum. Şam Üniversitesi’nde 6 yıl boyunca Almanca konuştum. Almancayı çok seviyorum. 6 yıl Almanya’da kaldım, doktoramı orada tamamladım. Dil meselesi çok önemlidir. Bir söz vardır: Her dil bir insan demektir. Yani iki dil bilen kişi, iki insan gücündedir. /Rudaw